uncomeliness

[US]/ʌnˈkʌm.lɪ.nəs/
[UK]/ʌnˈkʌm.lɪ.nəs/

Translation

n. hoş olmayan olma durumu veya niteliği

Phrases & Collocations

uncomeliness factor

hoş olmayan faktör

uncomeliness issue

hoş olmayan sorun

uncomeliness problem

hoş olmayan problem

uncomeliness traits

hoş olmayan özellikler

uncomeliness standards

hoş olmayan standartlar

uncomeliness perceptions

hoş olmayan algılar

uncomeliness effects

hoş olmayan etkileri

uncomeliness remarks

hoş olmayan yorumlar

uncomeliness analysis

hoş olmayan analiz

uncomeliness representation

hoş olmayan temsil

Example Sentences

her uncomeliness was overshadowed by her charming personality.

onun çirkinliği, onun çekici kişiliği tarafından gölgeleniyordu.

despite his uncomeliness, he had a kind heart.

onun çirkinliğine rağmen, kalbi iyiydi.

the uncomeliness of the building did not deter visitors.

binanın çirkinliği ziyaretçileri caydırmadı.

she learned to embrace her uncomeliness as part of her identity.

o, çirkinliğini kişiliğinin bir parçası olarak kucaklamayı öğrendi.

his uncomeliness was often the subject of cruel jokes.

onun çirkinliği çoğu zaman acımasız şakaların konusu oluyordu.

in a world obsessed with beauty, uncomeliness can be a disadvantage.

güzellik takıntılı bir dünyada, çirkinlik bir dezavantaj olabilir.

they appreciated her talent despite her uncomeliness.

onlar onun yeteneğini çirkinliğine rağmen takdir ettiler.

uncomeliness can sometimes be a source of strength.

çirkinlik bazen bir güç kaynağı olabilir.

his uncomeliness made him more relatable to others.

onun çirkinliği onu diğer insanlarla daha kolay özdeşleşilebilir kıldı.

they found beauty in her uncomeliness, seeing it as unique.

onlar onun çirkinliğinde güzellik buldular, bunu benzersiz olarak gördüler.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now