unhallowing act
kutsal olmayan eylem
unhallowing ritual
kutsal olmayan tören
unhallowing deed
kutsal olmayan davranış
unhallowing force
kutsal olmayan güç
unhallowing presence
kutsal olmayan varlık
unhallowing power
kutsal olmayan kudret
unhallowing influence
kutsal olmayan etki
unhallowing spirit
kutsal olmayan ruh
unhallowing event
kutsal olmayan olay
unhallowing moment
kutsal olmayan an
the unhallowing of sacred places can lead to cultural conflict.
kutsal yerlerin yitirilmesi kültürel çatışmalara yol açabilir.
many believe that unhallowing traditions can harm community bonds.
birçok kişi, kutsallığını yitiren geleneklerin topluluk bağlarını zedeleyebileceğine inanıyor.
unhallowing rituals are often condemned by religious leaders.
kutsallığını yitiren ritüeller genellikle dini liderler tarafından kınanır.
the film explores the themes of unhallowing and redemption.
film, kutsallığın yitirilmesi ve kurtuluş temalarını işliyor.
unhallowing nature can have dire consequences for the environment.
doğanın kutsallığının yitirilmesi çevresel sonuçlar açısından ciddi sonuçlara yol açabilir.
he spoke about the unhallowing of history in modern narratives.
modern anlatılarda tarihin kutsallığının yitirilmesinden bahsetti.
unhallowing the past can prevent healing and growth.
geçmişin kutsallığının yitirilmesi iyileşmeyi ve büyümeyi engelleyebilir.
the artist's work reflects the unhallowing of societal norms.
sanatçının çalışması toplumsal normların kutsallığının yitirilmesini yansıtıyor.
unhallowing a once-holy site can provoke strong reactions.
bir zamanlar kutsal olan bir yerin kutsallığının yitirilmesi güçlü tepkilere yol açabilir.
some view the unhallowing of language as a threat to culture.
bazıları dilin kutsallığının yitirilmesini kültüre yönelik bir tehdit olarak görmektedir.
unhallowing act
kutsal olmayan eylem
unhallowing ritual
kutsal olmayan tören
unhallowing deed
kutsal olmayan davranış
unhallowing force
kutsal olmayan güç
unhallowing presence
kutsal olmayan varlık
unhallowing power
kutsal olmayan kudret
unhallowing influence
kutsal olmayan etki
unhallowing spirit
kutsal olmayan ruh
unhallowing event
kutsal olmayan olay
unhallowing moment
kutsal olmayan an
the unhallowing of sacred places can lead to cultural conflict.
kutsal yerlerin yitirilmesi kültürel çatışmalara yol açabilir.
many believe that unhallowing traditions can harm community bonds.
birçok kişi, kutsallığını yitiren geleneklerin topluluk bağlarını zedeleyebileceğine inanıyor.
unhallowing rituals are often condemned by religious leaders.
kutsallığını yitiren ritüeller genellikle dini liderler tarafından kınanır.
the film explores the themes of unhallowing and redemption.
film, kutsallığın yitirilmesi ve kurtuluş temalarını işliyor.
unhallowing nature can have dire consequences for the environment.
doğanın kutsallığının yitirilmesi çevresel sonuçlar açısından ciddi sonuçlara yol açabilir.
he spoke about the unhallowing of history in modern narratives.
modern anlatılarda tarihin kutsallığının yitirilmesinden bahsetti.
unhallowing the past can prevent healing and growth.
geçmişin kutsallığının yitirilmesi iyileşmeyi ve büyümeyi engelleyebilir.
the artist's work reflects the unhallowing of societal norms.
sanatçının çalışması toplumsal normların kutsallığının yitirilmesini yansıtıyor.
unhallowing a once-holy site can provoke strong reactions.
bir zamanlar kutsal olan bir yerin kutsallığının yitirilmesi güçlü tepkilere yol açabilir.
some view the unhallowing of language as a threat to culture.
bazıları dilin kutsallığının yitirilmesini kültüre yönelik bir tehdit olarak görmektedir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir