unhandsomeness

[US]/ʌnˈhænsəmnəs/
[UK]/ʌnˈhænsəmnəs/

Translation

n. nazım, nazik olmayan, hoşgörüsüz, hoş olmayan nitelik; fiziksel çekiciliğin eksikliği

Example Sentences

the critics noted the general unhandsomeness of his features.

Kritikçiler, onun özelliklerinin genel olarak yakışıklı olmadığını belirtti.

she tried to overlook the unhandsomeness of his face.

O, onun yüzünün yakışıklı olmadığını göz ardı etmeye çalıştı.

unhandsomeness did not stop him from being charismatic.

Yakışıklı olmaması onun kara kutuyu etmeyi engellememiştir.

the portrait exaggerated the king's natural unhandsomeness.

Portre, kralın doğal yakışıklı olmamasını abarttı.

he was sensitive about the unhandsomeness of his nose.

O, burnunun yakışıklı olmadığını hissiyati konusunda hassas idi.

there was a certain charm in his unhandsomeness.

Yakışıklı olmamasında belirli bir cazip taraf vardı.

the disguise relied on artificial unhandsomeness to hide him.

Kostüm, onu gizlemek için yapay bir yakışıklı olmamaya dayanıyordu.

despite his unhandsomeness, he dressed with impeccable style.

Yakışıklı olmamasına rağmen, onun giysisi eksiksiz bir stile sahipti.

the mirror revealed the unhandsomeness of his scowl.

Ayna, onun kaş çatmasının yakışıklı olmadığını ortaya koydu.

they joked about the unhandsomeness of the garden gnome.

Olar, bahçede gizli bir yakışıklı olmamayı alay ettiler.

his unhandsomeness was offset by a brilliant smile.

Yakışıklı olmaması, ışıl ışıl bir gülümsemeyle dengelenmişti.

the novel describes the protagonist's rugged unhandsomeness.

Roman, ana karakterin sert yakışıklı olmamasını anlatır.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now