unlives matter
hayatların önemi
unlives lost
kaybedilen hayatlar
unlives count
hayatların sayısı
unlives forgotten
unutulan hayatlar
unlives revived
yeniden canlanan hayatlar
unlives explored
keşfedilen hayatlar
unlives exist
hayatların varlığı
unlives intertwined
birbirine karışan hayatlar
unlives restored
geri getirilen hayatlar
unlives understood
anlaşılan hayatlar
he believes that the spirit unlives in a different realm.
o, ruhun farklı bir boyutta yaşadığına inanıyor.
many stories suggest that love unlives after a long separation.
birçok hikaye, aşkın uzun bir ayrılıktan sonra yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
some cultures believe that the soul unlives after death.
bazı kültürler ruhun ölümden sonra yaşadığına inanır.
in folklore, the hero's bravery unlives his family's honor.
folklorik anlatılarda, kahramanın cesareti ailesinin onurunu yaşatır.
it is said that memories unlives in the hearts of loved ones.
sevilenlerin kalplerinde anıların yaşadığı söylenir.
she felt that her past unlives whenever she visits her hometown.
o, memleketini ziyaret ettiğinde geçmişinin her zaman canlı olduğunu hissediyordu.
art can unlives emotions that words cannot express.
sanat, kelimelerin ifade edemediği duyguları yaşatabilir.
traditions unlives through generations, keeping the culture alive.
gelenekler nesilden nesile aktarılarak kültürü canlı tutar.
her laughter unlives the joy of their shared moments.
onun kahkahası, paylaştıkları anların neşesini yaşatır.
in dreams, the past unlives, bringing back forgotten memories.
rüyalarda, geçmiş canlanarak unutulmuş anıları geri getirir.
unlives matter
hayatların önemi
unlives lost
kaybedilen hayatlar
unlives count
hayatların sayısı
unlives forgotten
unutulan hayatlar
unlives revived
yeniden canlanan hayatlar
unlives explored
keşfedilen hayatlar
unlives exist
hayatların varlığı
unlives intertwined
birbirine karışan hayatlar
unlives restored
geri getirilen hayatlar
unlives understood
anlaşılan hayatlar
he believes that the spirit unlives in a different realm.
o, ruhun farklı bir boyutta yaşadığına inanıyor.
many stories suggest that love unlives after a long separation.
birçok hikaye, aşkın uzun bir ayrılıktan sonra yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
some cultures believe that the soul unlives after death.
bazı kültürler ruhun ölümden sonra yaşadığına inanır.
in folklore, the hero's bravery unlives his family's honor.
folklorik anlatılarda, kahramanın cesareti ailesinin onurunu yaşatır.
it is said that memories unlives in the hearts of loved ones.
sevilenlerin kalplerinde anıların yaşadığı söylenir.
she felt that her past unlives whenever she visits her hometown.
o, memleketini ziyaret ettiğinde geçmişinin her zaman canlı olduğunu hissediyordu.
art can unlives emotions that words cannot express.
sanat, kelimelerin ifade edemediği duyguları yaşatabilir.
traditions unlives through generations, keeping the culture alive.
gelenekler nesilden nesile aktarılarak kültürü canlı tutar.
her laughter unlives the joy of their shared moments.
onun kahkahası, paylaştıkları anların neşesini yaşatır.
in dreams, the past unlives, bringing back forgotten memories.
rüyalarda, geçmiş canlanarak unutulmuş anıları geri getirir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir