unsimilar

[US]/[ʌnˈsɪmɪlə]/
[UK]/[ʌnˈsɪmɪlə]/

Translation

adj. benzer olmayan; farklı; benzerlikten yoksun.

Phrases & Collocations

unsimilar results

benzer olmayan sonuçlar

Example Sentences

the two datasets were highly dissimilar, making comparison difficult.

iki veri seti son derece farklıydı, bu da karşılaştırmayı zorlaştırıyordu.

their personalities were dissimilar; they rarely agreed on anything.

onların kişilikleri farklıydı; nadiren bir şeye katılırlardı.

the proposed solutions were dissimilar to the original problem.

önerilen çözümler orijinal probleme benzemiyordu.

the artwork's style was dissimilar to anything i'd seen before.

sanat eserinin tarzı daha önce gördüğüm hiçbir şeye benzemiyordu.

the two companies had dissimilar business models.

iki şirketin farklı iş modelleri vardı.

the results of the two experiments were remarkably dissimilar.

iki deneyin sonuçları şaşırtıcı derecede farklıydı.

their opinions on the matter were fundamentally dissimilar.

bu konudaki görüşleri temelde farklıydı.

the two approaches to the problem were quite dissimilar.

probleme yönelik iki yaklaşım oldukça farklıydı.

the candidate's views were dissimilar to the party platform.

adayın görüşleri partinin programından farklıydı.

the two houses were dissimilar in size and design.

iki ev boyut ve tasarım olarak farklıydı.

the historical accounts were uncomfortably dissimilar.

tarihi anlatılar rahatsız edici derecede farklıydı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now