untameable spirit
tartarız edilemeyen ruh
untameable nature
tartarız edilemeyen doğa
untameable force
tartarız edilemeyen güç
untameable wildness
tartarız edilemeyen vahşilik
untameable passion
tartarız edilemeyen tutku
untameable energy
tartarız edilemeyen enerji
untameable heart
tartarız edilemeyen kalp
untameable desire
tartarız edilemeyen arzu
untameable beauty
tartarız edilemeyen güzellik
untameable chaos
tartarız edilemeyen kaos
the wild horse was considered untameable by many ranchers.
Birçok çiftçi tarafından vahşi atın evcilleştirilemediği düşünülüyordu.
her spirit was untameable, always seeking adventure.
Ruhu evcilleştirilemezdi, her zaman macerayı arardı.
he had an untameable passion for music that drove him to succeed.
Müziğe karşı evcilleştirilemeyen bir tutkusu vardı ve bu onu başarılı olmaya yöneltti.
the untameable nature of the river made it dangerous for boats.
Nehrin evcilleştirilemeyen yapısı onu tekneler için tehlikeli hale getirdi.
some say that creativity is an untameable force in art.
Bazıları yaratıcılığın sanatta evcilleştirilemeyen bir güç olduğunu söylüyor.
her untameable curiosity led her to explore the unknown.
Bitmek bilmeyen merakı onu bilinmeyeni keşfetmeye yöneltti.
the untameable wilderness is a challenge for any adventurer.
Evcilleştirilemeyen vahşi doğa, maceraperestler için bir meydan okumadır.
his untameable temper often got him into trouble.
Evcilleştirilemeyen hırkısı onu sık sık başını belaya sokardı.
they admired the untameable beauty of the mountains.
Dağların evcilleştirilemeyen güzelliğini takdir ettiler.
her untameable laughter filled the room with joy.
Bitmek bilmeyen kahkahası odayı neşeyle doldurdu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir