unwalked

[US]/[ʌnˈwɔːkt]/
[UK]/[ʌnˈwɔːkt]/

Translation

adj. Yürülmemiş; basılmamış.
v. (walk'in geçmişi); (walk'in geçmiş zamanı)

Phrases & Collocations

unwalked path

geçilmediği yol

unwalked streets

geçilmediği sokaklar

he unwalked

o yürümedi

unwalked area

geçilmediği alan

unwalked route

geçilmediği rota

unwalked ground

geçilmediği zemin

unwalked distance

geçilmediği mesafe

unwalked trail

geçilmediği yol

unwalked upon

üzerine yürünmemiş

unwalked way

geçilmediği yol

Example Sentences

the unwalked path was overgrown with weeds.

İzlenmemiş yol otlarla kaplıydı.

we explored the unwalked trails behind the cabin.

Kabini arkasındaki izlenmemiş yolları keşfettik.

the unwalked section of the beach was pristine.

Plajın izlenmemiş kısmı taze ve saf gibiydi.

he ventured into the unwalked forest with caution.

O, dikkatle izlenmemiş ormana girdi.

the unwalked area offered a sense of solitude.

İzlenmemiş alan yalnızlık hissi veriyordu.

the unwalked route was challenging and steep.

İzlenmemiş yol zor ve dikti.

it was an unwalked route, known only to locals.

Bu bir izlenmemiş yoldu, sadece yerel halk tarafından biliniyordu.

the unwalked land felt untouched by human hands.

İzlenmemiş toprak insan eliyle dokunulmamış gibi hissediliyordu.

they discovered an unwalked spring deep in the valley.

Valleyin derinliklerinde bir izlenmemiş kaynak keşfettiler.

the unwalked garden was a hidden oasis.

İzlenmemiş bahçe gizli bir oazıs gibiydi.

despite the map, the area remained largely unwalked.

Haritaya rağmen, alan büyük ölçüde izlenmemiş kalmıştı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now