There is much to be said in vindication of his claim.
Onu haklı çıkarmak için söylenecek çok şey var.
She felt a sense of vindication when her work was finally recognized.
Çalışmaları sonunda tanınır olduğunda kendini haklı buldu.
The court's decision provided vindication for the wrongly accused man.
Mahkemenin kararı, yanlışlıkla suçlanan adam için bir aklama sağladı.
His success in the competition was a vindication of all his hard work.
Yarışmadaki başarısı, tüm sıkı çalışmasının bir kanıtı oldu.
The apology from his friend was a vindication of his feelings being hurt.
Arkadaşının özür dilemesi, duygularının kırıldığının bir kanıtı oldu.
The new evidence provided vindication for the defendant, leading to a retrial.
Yeni kanıtlar, sanık için bir aklama sağladı ve bu da yeni bir duruşmaya yol açtı.
Receiving the award was a vindication of her talent and dedication.
Ödülü almak, yeteneğinin ve özverisinin bir kanıtı oldu.
The successful launch of the product was a vindication of the team's efforts.
Ürünün başarılı bir şekilde piyasaya sürülmesi, ekibin çabalarının bir kanıtı oldu.
The athlete's victory was a vindication of his training regimen.
Atletin zaferi, antrenman programının bir kanıtı oldu.
The positive feedback from customers was a vindication of the company's new strategy.
Müşterilerden gelen olumlu geri bildirim, şirketin yeni stratejisinin bir kanıtı oldu.
The exoneration of the wrongly convicted man was a vindication of his innocence.
Yanlış bir şekilde suçlu bulunan adamın beraat etmesi, masumiyetinin bir kanıtı oldu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir