energy vivifier
enerji canlandırıcı
natural vivifier
doğal canlandırıcı
spiritual vivifier
manevi canlandırıcı
creative vivifier
yaratıcı canlandırıcı
vitality vivifier
canlılık canlandırıcı
social vivifier
sosyal canlandırıcı
cultural vivifier
kültürel canlandırıcı
emotional vivifier
duygusal canlandırıcı
environmental vivifier
çevresel canlandırıcı
holistic vivifier
bütüncül canlandırıcı
the artist is a vivifier of the local culture.
sanatçı, yerel kültürü canlandıran biridir.
her laughter served as a vivifier for the dull party.
kahkahası sıkıcı partiye canlılık getirdi.
education can be a vivifier for personal growth.
eğitim kişisel gelişim için canlandırıcı olabilir.
he is known as a vivifier in the world of fashion.
moda dünyasında canlandırıcı olarak tanınır.
the new policies act as vivifiers for the economy.
yeni politikalar ekonomiye canlılık getirmektedir.
music is a vivifier for the soul.
müzik ruh için bir canlandırıcıdır.
the coach was a vivifier for the team's spirit.
antrenör, takımın ruhu için bir canlandırıcıydı.
travel can be a vivifier of one's perspective.
seyahat, birinin bakış açısını canlandırabilir.
nature acts as a vivifier for our mental health.
doğa, zihinsel sağlığımız için bir canlandırıcı görevi görür.
her passion for life is a vivifier for those around her.
yaşam tutkusu, etrafındaki insanlar için bir canlandırıcıdır.
energy vivifier
enerji canlandırıcı
natural vivifier
doğal canlandırıcı
spiritual vivifier
manevi canlandırıcı
creative vivifier
yaratıcı canlandırıcı
vitality vivifier
canlılık canlandırıcı
social vivifier
sosyal canlandırıcı
cultural vivifier
kültürel canlandırıcı
emotional vivifier
duygusal canlandırıcı
environmental vivifier
çevresel canlandırıcı
holistic vivifier
bütüncül canlandırıcı
the artist is a vivifier of the local culture.
sanatçı, yerel kültürü canlandıran biridir.
her laughter served as a vivifier for the dull party.
kahkahası sıkıcı partiye canlılık getirdi.
education can be a vivifier for personal growth.
eğitim kişisel gelişim için canlandırıcı olabilir.
he is known as a vivifier in the world of fashion.
moda dünyasında canlandırıcı olarak tanınır.
the new policies act as vivifiers for the economy.
yeni politikalar ekonomiye canlılık getirmektedir.
music is a vivifier for the soul.
müzik ruh için bir canlandırıcıdır.
the coach was a vivifier for the team's spirit.
antrenör, takımın ruhu için bir canlandırıcıydı.
travel can be a vivifier of one's perspective.
seyahat, birinin bakış açısını canlandırabilir.
nature acts as a vivifier for our mental health.
doğa, zihinsel sağlığımız için bir canlandırıcı görevi görür.
her passion for life is a vivifier for those around her.
yaşam tutkusu, etrafındaki insanlar için bir canlandırıcıdır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir