wailed loudly
gürültüyle ağladı
wailed in pain
acıyla ağladı
wailed for help
yardım çığlıkları attı
wailed bitterly
acı dolayısıyla ağladı
wailed softly
usulca ağladı
wailed in despair
umutsuzlukla ağladı
wailed uncontrollably
kontrolsüz bir şekilde ağladı
wailed in sorrow
hüzünle ağladı
wailed with grief
öylesi bir üzüntüyle ağladı
the child wailed when he lost his toy.
Çocuğun oyuncağını kaybettiğinde ağlamaya başladı.
the dog wailed in the night, disturbing the neighbors.
Köpek gece boyunca uluyarak komşuları rahatsız etti.
she wailed in despair after hearing the bad news.
Kötü haberi duydktan sonra çaresizlik içinde ağladı.
the baby wailed for attention from its parents.
Bebek, ebeveynlerinden ilgi göstermelerini isterken ağladı.
he wailed loudly during the sad movie scene.
Üzgün film sahnesi sırasında yüksek sesle ağladı.
the wind wailed through the trees, creating an eerie sound.
Rüzgar ağaçların arasından uluyarak ürkütücü bir ses çıkardı.
she wailed in joy when she received the award.
Ödülü aldığında sevinçle ağladı.
the crowd wailed in disappointment after the team lost.
Takımın yenilgisinden sonra kalabalık hayal kırıklığıyla ağladı.
the singer wailed passionately during the performance.
Şarkıcı performans sırasında tutkuyla ağladı.
he wailed for help when he was stuck in the mud.
Çamura saplandığında yardım çığlıkları attı.
wailed loudly
gürültüyle ağladı
wailed in pain
acıyla ağladı
wailed for help
yardım çığlıkları attı
wailed bitterly
acı dolayısıyla ağladı
wailed softly
usulca ağladı
wailed in despair
umutsuzlukla ağladı
wailed uncontrollably
kontrolsüz bir şekilde ağladı
wailed in sorrow
hüzünle ağladı
wailed with grief
öylesi bir üzüntüyle ağladı
the child wailed when he lost his toy.
Çocuğun oyuncağını kaybettiğinde ağlamaya başladı.
the dog wailed in the night, disturbing the neighbors.
Köpek gece boyunca uluyarak komşuları rahatsız etti.
she wailed in despair after hearing the bad news.
Kötü haberi duydktan sonra çaresizlik içinde ağladı.
the baby wailed for attention from its parents.
Bebek, ebeveynlerinden ilgi göstermelerini isterken ağladı.
he wailed loudly during the sad movie scene.
Üzgün film sahnesi sırasında yüksek sesle ağladı.
the wind wailed through the trees, creating an eerie sound.
Rüzgar ağaçların arasından uluyarak ürkütücü bir ses çıkardı.
she wailed in joy when she received the award.
Ödülü aldığında sevinçle ağladı.
the crowd wailed in disappointment after the team lost.
Takımın yenilgisinden sonra kalabalık hayal kırıklığıyla ağladı.
the singer wailed passionately during the performance.
Şarkıcı performans sırasında tutkuyla ağladı.
he wailed for help when he was stuck in the mud.
Çamura saplandığında yardım çığlıkları attı.
Explore frequently searched vocabulary
Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!
Download DictoGo Now