wiggled my toes
parmaklarımı oynattım
wiggled with joy
sevinçle hareket ettim
wiggled around
etrafımda hareket ettim
wiggled his hips
kalçalarını hareket ettirdi
wiggled her fingers
parmaklarını hareket ettirdi
wiggled the toy
oyuncakla oynadım
wiggled like jelly
jello gibi hareket ettim
wiggled in delight
neşeyle hareket ettim
wiggled his nose
burnunu hareket ettirdi
wiggled the blanket
battaniyeyi hareket ettirdim
the puppy wiggled with excitement when it saw its owner.
Köpek heyecanla kuyruğunu salladı/oynadı, sahibini görünce.
she wiggled her toes in the warm sand.
Sıcak kumda ayak parmaklarını oynattı/salladı.
the child wiggled in his seat, unable to sit still.
Çocuk yerinde duramadı, koltuğunda kıpır kıpır oldu.
he wiggled his fingers to get her attention.
Dikkatini çekmek için parmaklarını oynattı/salladı.
the worm wiggled through the soil.
Solucan toprakta kıvrılarak ilerledi.
she wiggled her hips while dancing.
Dans ederken kalçalarını oynattı/salladı.
he wiggled the remote control to change the channel.
Kanal değiştirmek için uzaktan kumandayı oynattı/salladı.
the cat wiggled its tail playfully.
Kedi oyuncaklı bir şekilde kuyruğunu salladı.
she wiggled her way through the crowd.
Kalabalığın arasından kendine yol açtı/sıkıştırdı.
the dancer wiggled to the rhythm of the music.
Dansçı müziğin ritmine göre oynadı/salladı.
wiggled my toes
parmaklarımı oynattım
wiggled with joy
sevinçle hareket ettim
wiggled around
etrafımda hareket ettim
wiggled his hips
kalçalarını hareket ettirdi
wiggled her fingers
parmaklarını hareket ettirdi
wiggled the toy
oyuncakla oynadım
wiggled like jelly
jello gibi hareket ettim
wiggled in delight
neşeyle hareket ettim
wiggled his nose
burnunu hareket ettirdi
wiggled the blanket
battaniyeyi hareket ettirdim
the puppy wiggled with excitement when it saw its owner.
Köpek heyecanla kuyruğunu salladı/oynadı, sahibini görünce.
she wiggled her toes in the warm sand.
Sıcak kumda ayak parmaklarını oynattı/salladı.
the child wiggled in his seat, unable to sit still.
Çocuk yerinde duramadı, koltuğunda kıpır kıpır oldu.
he wiggled his fingers to get her attention.
Dikkatini çekmek için parmaklarını oynattı/salladı.
the worm wiggled through the soil.
Solucan toprakta kıvrılarak ilerledi.
she wiggled her hips while dancing.
Dans ederken kalçalarını oynattı/salladı.
he wiggled the remote control to change the channel.
Kanal değiştirmek için uzaktan kumandayı oynattı/salladı.
the cat wiggled its tail playfully.
Kedi oyuncaklı bir şekilde kuyruğunu salladı.
she wiggled her way through the crowd.
Kalabalığın arasından kendine yol açtı/sıkıştırdı.
the dancer wiggled to the rhythm of the music.
Dansçı müziğin ritmine göre oynadı/salladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir