banal

[ABD]/bəˈnɑːl/
[İngiltere]/bəˈnɑːl/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

adj. özgünlük veya tazelikten yoksun; sıradan; yaygın.

Örnek Cümleler

songs with banal, repeated words.

sıkıcı, tekrarlayan kelimelerle şarkılar

Making banal remarks was one of his bad habits.

Sıkıcı yorumlar yapmak onun kötü alışkanlıklarından biriydi.

The movie was filled with banal dialogue.

Film, sıkıcı diyaloglarla doluydu.

She was tired of hearing the same banal excuses.

Aynı sıkıcı bahaneleri duymaktan yorulmuştu.

The novel was criticized for its banal plot.

Roman, sıkıcı olay örgüsü nedeniyle eleştirildi.

His banal jokes failed to impress anyone.

Sıkıcı şakaları kimseyi etkilemedi.

The speech was full of banal cliches.

Konuşma, sıkıcı klişelerle doluydu.

The advertisement was banal and unoriginal.

Reklam sıkıcı ve özensizdi.

She was tired of the banal routine of her daily life.

Günlük hayatının sıkıcı rutininden sıkılmıştı.

The banal music played in the elevator was irritating.

Asansörde çalan sıkıcı müzik sinir bozucuyddu.

The banal decor of the restaurant made it feel generic.

Restoranın sıkıcı dekorasyonu, genel bir his yaratıyordu.

His banal response showed a lack of creativity.

Sıkıcı tepkisi yaratıcılık eksikliği gösterdi.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir