circumscribed area
Türk_çevirisi
circumscribed by time
Türk_çevirisi
circumscribed role
Türk_çevirisi
circumscribed space
Türk_çevirisi
circumscribed scope
Türk_çevirisi
circumscribed conditions
Türk_çevirisi
circumscribed boundaries
Türk_çevirisi
circumscribed by law
Türk_çevirisi
circumscribed influence
Türk_çevirisi
the circle was circumscribed by a square.
daire bir kare ile çizilmişti.
the region was circumscribed by a fence.
bölge bir çitle çevrilmişti.
his authority was circumscribed by law.
yetkisi yasa ile sınırlıydı.
the area circumscribed by the river was fertile.
nehir tarafından çevrelenen alan verimliydi.
the project's scope was tightly circumscribed.
projenin kapsamı sıkı bir şekilde sınırlıydı.
her freedom was circumscribed by her family's expectations.
özgürlüğü ailesinin beklentileriyle sınırlıydı.
the park was circumscribed by tall trees.
park yüksek ağaçlarla çevriliydi.
the city's growth was circumscribed by the mountains.
şehrin büyümesi dağlar tarafından sınırlıydı.
the artist's style was circumscribed by tradition.
sanatçının tarzı gelenekle sınırlıydı.
the contract circumscribed their responsibilities.
sözleşme sorumluluklarını sınırladı.
the land was circumscribed by a protective wall.
arazî koruyucu bir duvarla çevriliydi.
circumscribed area
Türk_çevirisi
circumscribed by time
Türk_çevirisi
circumscribed role
Türk_çevirisi
circumscribed space
Türk_çevirisi
circumscribed scope
Türk_çevirisi
circumscribed conditions
Türk_çevirisi
circumscribed boundaries
Türk_çevirisi
circumscribed by law
Türk_çevirisi
circumscribed influence
Türk_çevirisi
the circle was circumscribed by a square.
daire bir kare ile çizilmişti.
the region was circumscribed by a fence.
bölge bir çitle çevrilmişti.
his authority was circumscribed by law.
yetkisi yasa ile sınırlıydı.
the area circumscribed by the river was fertile.
nehir tarafından çevrelenen alan verimliydi.
the project's scope was tightly circumscribed.
projenin kapsamı sıkı bir şekilde sınırlıydı.
her freedom was circumscribed by her family's expectations.
özgürlüğü ailesinin beklentileriyle sınırlıydı.
the park was circumscribed by tall trees.
park yüksek ağaçlarla çevriliydi.
the city's growth was circumscribed by the mountains.
şehrin büyümesi dağlar tarafından sınırlıydı.
the artist's style was circumscribed by tradition.
sanatçının tarzı gelenekle sınırlıydı.
the contract circumscribed their responsibilities.
sözleşme sorumluluklarını sınırladı.
the land was circumscribed by a protective wall.
arazî koruyucu bir duvarla çevriliydi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir