hurls insults
hakaretler yağdırır
hurls rocks
taş atar
hurls punches
yumruk atar
hurls threats
tehditler savurur
hurls debris
moloz atar
hurls fire
ateş yağdırır
hurls stones
taş atar
hurls taunts
alaycı sözler söyler
hurls arrows
ok atar
hurls challenges
zorluklar fırlatır
he hurls the ball across the field.
O, topu sahada ileriye doğru fırlatıyor.
she hurls insults at her opponent.
O, rakibine karşı hakaretler fırlatıyor.
the child hurls his toys in frustration.
Çocuk, hayal kırıklığına uğrayarak oyuncaklarını fırlatıyor.
they hurl rocks into the river.
Onlar, nehirden içeriye taşlar fırlatıyorlar.
the athlete hurls the discus with great strength.
Atlet, diski büyük bir güçle fırlatıyor.
he hurls himself into the project with enthusiasm.
O, projeye büyük bir hevesle kendini veriyor.
she hurls a warning to the crowd.
O, kalabalığa bir uyarı fırlatıyor.
the coach hurls criticism at the team after the loss.
Teknik direktör, mağlubiyetten sonra takıma eleştiriler fırlatıyor.
he hurls himself onto the couch after a long day.
O, uzun bir günün ardından koltuğa kendini atıyor.
during the storm, the wind hurls debris around.
Fırtına sırasında, rüzgar etrafı enkazla fırlatıyor.
hurls insults
hakaretler yağdırır
hurls rocks
taş atar
hurls punches
yumruk atar
hurls threats
tehditler savurur
hurls debris
moloz atar
hurls fire
ateş yağdırır
hurls stones
taş atar
hurls taunts
alaycı sözler söyler
hurls arrows
ok atar
hurls challenges
zorluklar fırlatır
he hurls the ball across the field.
O, topu sahada ileriye doğru fırlatıyor.
she hurls insults at her opponent.
O, rakibine karşı hakaretler fırlatıyor.
the child hurls his toys in frustration.
Çocuk, hayal kırıklığına uğrayarak oyuncaklarını fırlatıyor.
they hurl rocks into the river.
Onlar, nehirden içeriye taşlar fırlatıyorlar.
the athlete hurls the discus with great strength.
Atlet, diski büyük bir güçle fırlatıyor.
he hurls himself into the project with enthusiasm.
O, projeye büyük bir hevesle kendini veriyor.
she hurls a warning to the crowd.
O, kalabalığa bir uyarı fırlatıyor.
the coach hurls criticism at the team after the loss.
Teknik direktör, mağlubiyetten sonra takıma eleştiriler fırlatıyor.
he hurls himself onto the couch after a long day.
O, uzun bir günün ardından koltuğa kendini atıyor.
during the storm, the wind hurls debris around.
Fırtına sırasında, rüzgar etrafı enkazla fırlatıyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir