my meanderings
benim dolaşıklıklarım
her meanderings
onun dolaşıklıkları
meanderings of thought
düşüncelerin dolaşıklıkları
meanderings through life
hayatın dolaşıklıkları
his meanderings
onun dolaşıklıkları
meanderings of nature
doğanın dolaşıklıkları
meanderings of time
zamanın dolaşıklıkları
quiet meanderings
sakin dolaşıklıklar
meanderings of memories
anıların dolaşıklıkları
lost in meanderings
dolaşıklıkların içinde kaybolmuş
his meanderings through the forest led to unexpected discoveries.
Ormandaki dolambaçlı yolları, beklenmedik keşiflere yol açtı.
she often reflects on her meanderings in life.
Hayatta dolambaçlı yolları üzerinde sık sık düşünür.
the meanderings of the river create beautiful landscapes.
Nehrin dolambaçlılığı güzel manzaralar yaratır.
his meanderings through philosophy opened new paths of thought.
Felsefe aracılığıyla yaptığı dolambaçlı düşünceler yeni düşünce yolları açtı.
the novel captures the meanderings of the main character's journey.
Roman, ana karakterin yolculuğunun dolambaçlılığını yakalıyor.
her meanderings in the city led her to a hidden café.
Şehirde yaptığı dolambaçlı gezintiler onu gizli bir kafeye götürdü.
he enjoys the meanderings of his thoughts during quiet moments.
Sakin anlarda düşüncelerinin dolambaçlılığından keyif alır.
the artist's meanderings inspired a series of beautiful paintings.
Sanatçının dolambaçlı gezintileri güzel bir dizi tabloya ilham verdi.
her meanderings through different cultures enriched her perspective.
Farklı kültürler arasında yaptığı dolambaçlı gezintiler bakış açısını zenginleştirdi.
the meanderings of the plot kept readers engaged until the end.
Hikayenin dolambaçlılığı okuyucuların sonuna kadar ilgisini canlı tuttu.
my meanderings
benim dolaşıklıklarım
her meanderings
onun dolaşıklıkları
meanderings of thought
düşüncelerin dolaşıklıkları
meanderings through life
hayatın dolaşıklıkları
his meanderings
onun dolaşıklıkları
meanderings of nature
doğanın dolaşıklıkları
meanderings of time
zamanın dolaşıklıkları
quiet meanderings
sakin dolaşıklıklar
meanderings of memories
anıların dolaşıklıkları
lost in meanderings
dolaşıklıkların içinde kaybolmuş
his meanderings through the forest led to unexpected discoveries.
Ormandaki dolambaçlı yolları, beklenmedik keşiflere yol açtı.
she often reflects on her meanderings in life.
Hayatta dolambaçlı yolları üzerinde sık sık düşünür.
the meanderings of the river create beautiful landscapes.
Nehrin dolambaçlılığı güzel manzaralar yaratır.
his meanderings through philosophy opened new paths of thought.
Felsefe aracılığıyla yaptığı dolambaçlı düşünceler yeni düşünce yolları açtı.
the novel captures the meanderings of the main character's journey.
Roman, ana karakterin yolculuğunun dolambaçlılığını yakalıyor.
her meanderings in the city led her to a hidden café.
Şehirde yaptığı dolambaçlı gezintiler onu gizli bir kafeye götürdü.
he enjoys the meanderings of his thoughts during quiet moments.
Sakin anlarda düşüncelerinin dolambaçlılığından keyif alır.
the artist's meanderings inspired a series of beautiful paintings.
Sanatçının dolambaçlı gezintileri güzel bir dizi tabloya ilham verdi.
her meanderings through different cultures enriched her perspective.
Farklı kültürler arasında yaptığı dolambaçlı gezintiler bakış açısını zenginleştirdi.
the meanderings of the plot kept readers engaged until the end.
Hikayenin dolambaçlılığı okuyucuların sonuna kadar ilgisini canlı tuttu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir