presupposes knowledge
bilgi varsayar
presupposes agreement
uyum varsayar
presupposes understanding
anlayış varsayar
presupposes context
bağlam varsayar
presupposes truth
doğruluk varsayar
presupposes intention
niyet varsayar
presupposes validity
geçerlilik varsayar
presupposes reason
sebep varsayar
presupposes belief
inanç varsayar
presupposes ability
beceri varsayar
the theory presupposes a certain level of knowledge.
bu teori belirli bir bilgi düzeyini varsayar.
his argument presupposes that everyone agrees with him.
onun argümanı herkesin kendisiyle aynı fikirde olduğunu varsayar.
success in this project presupposes effective teamwork.
bu projede başarılı olmak etkili ekip çalışmasını varsayar.
her plan presupposes a significant budget increase.
onun planı önemli bir bütçe artışını varsayar.
the experiment presupposes that all variables are controlled.
deney, tüm değişkenlerin kontrol altında olduğunu varsayar.
his statement presupposes a level of trust among the group.
onun açıklaması grubun arasında bir güven düzeyini varsayar.
this method presupposes prior knowledge of the subject.
bu yöntem konu hakkında önceden bilgi sahibi olmayı varsayar.
the conclusion presupposes that the data is accurate.
sonuç, verilerin doğru olduğunu varsayar.
her theory presupposes a connection between the two phenomena.
onun teorisi iki olgu arasında bir bağlantı olduğunu varsayar.
the proposal presupposes support from the community.
öneri, toplumdan destek olmasını varsayar.
presupposes knowledge
bilgi varsayar
presupposes agreement
uyum varsayar
presupposes understanding
anlayış varsayar
presupposes context
bağlam varsayar
presupposes truth
doğruluk varsayar
presupposes intention
niyet varsayar
presupposes validity
geçerlilik varsayar
presupposes reason
sebep varsayar
presupposes belief
inanç varsayar
presupposes ability
beceri varsayar
the theory presupposes a certain level of knowledge.
bu teori belirli bir bilgi düzeyini varsayar.
his argument presupposes that everyone agrees with him.
onun argümanı herkesin kendisiyle aynı fikirde olduğunu varsayar.
success in this project presupposes effective teamwork.
bu projede başarılı olmak etkili ekip çalışmasını varsayar.
her plan presupposes a significant budget increase.
onun planı önemli bir bütçe artışını varsayar.
the experiment presupposes that all variables are controlled.
deney, tüm değişkenlerin kontrol altında olduğunu varsayar.
his statement presupposes a level of trust among the group.
onun açıklaması grubun arasında bir güven düzeyini varsayar.
this method presupposes prior knowledge of the subject.
bu yöntem konu hakkında önceden bilgi sahibi olmayı varsayar.
the conclusion presupposes that the data is accurate.
sonuç, verilerin doğru olduğunu varsayar.
her theory presupposes a connection between the two phenomena.
onun teorisi iki olgu arasında bir bağlantı olduğunu varsayar.
the proposal presupposes support from the community.
öneri, toplumdan destek olmasını varsayar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir