| Plural | puntings |
punting season
tekneyle kürek çekme sezonu
punting around
tekneyle etrafta gezmek
punting technique
tekneyle kürek çekme tekniği
punting club
tekne kulübü
punting boat
tekne
punting stroke
tekne vuruşu
punting line
tekneyle kürek çekme çizgisi
punting match
tekne yarışı
punting gently
hafifçe tekneyle kürek çekmek
punting upstream
yukarı akıntıya karşı tekneyle kürek çekmek
the team decided to start punting the ball downfield.
Takım, topu sahaya doğru sürmeye karar verdi.
he's a skilled punter, known for his powerful kicks.
O, güçlü vuruşlarıyla tanınan yetenekli bir puntçı.
the punter lined up for a long field goal attempt.
Puntçı, uzun bir saha golü denemesi için pozisyon aldı.
punting is a crucial part of the special teams strategy.
Punting, özel takımların stratejisinin önemli bir parçasıdır.
the coach emphasized the importance of a good punting game.
Antrenör, iyi bir punt oyununun önemini vurguladı.
a well-placed punt can significantly improve field position.
İyi yerleştirilmiş bir punt, saha konumunu önemli ölçüde iyileştirebilir.
the punter's accuracy was key to their success.
Puntçının doğruluğu, onların başarısının anahtarıydı.
he practiced punting for hours to improve his distance.
Mesafesini iyileştirmek için saatlerce punt çalıştı.
the crowd cheered as the punter booted the ball high.
Kalabalık, puntçı topu yükseğe attığında tezahürat yaptı.
a blocked punt can change the momentum of the game.
Engellenen bir punt, oyunun momentumunu değiştirebilir.
the punter needs to focus on both distance and accuracy.
Puntçı hem mesafeye hem de doğruluğa odaklanması gerekiyor.
punting season
tekneyle kürek çekme sezonu
punting around
tekneyle etrafta gezmek
punting technique
tekneyle kürek çekme tekniği
punting club
tekne kulübü
punting boat
tekne
punting stroke
tekne vuruşu
punting line
tekneyle kürek çekme çizgisi
punting match
tekne yarışı
punting gently
hafifçe tekneyle kürek çekmek
punting upstream
yukarı akıntıya karşı tekneyle kürek çekmek
the team decided to start punting the ball downfield.
Takım, topu sahaya doğru sürmeye karar verdi.
he's a skilled punter, known for his powerful kicks.
O, güçlü vuruşlarıyla tanınan yetenekli bir puntçı.
the punter lined up for a long field goal attempt.
Puntçı, uzun bir saha golü denemesi için pozisyon aldı.
punting is a crucial part of the special teams strategy.
Punting, özel takımların stratejisinin önemli bir parçasıdır.
the coach emphasized the importance of a good punting game.
Antrenör, iyi bir punt oyununun önemini vurguladı.
a well-placed punt can significantly improve field position.
İyi yerleştirilmiş bir punt, saha konumunu önemli ölçüde iyileştirebilir.
the punter's accuracy was key to their success.
Puntçının doğruluğu, onların başarısının anahtarıydı.
he practiced punting for hours to improve his distance.
Mesafesini iyileştirmek için saatlerce punt çalıştı.
the crowd cheered as the punter booted the ball high.
Kalabalık, puntçı topu yükseğe attığında tezahürat yaptı.
a blocked punt can change the momentum of the game.
Engellenen bir punt, oyunun momentumunu değiştirebilir.
the punter needs to focus on both distance and accuracy.
Puntçı hem mesafeye hem de doğruluğa odaklanması gerekiyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir