get wedged
sıkışmak
wedge between
arasının açılması
be wedged (in) between two persons
iki kişi arasında sıkışmak/sıkışıp kalmak
The people wedged me into the corner.
O insanlar beni köşeye sıkıştırdı.
He wedged himself through the narrow window.
Kendini dar pencereden geçirdi/sıkıştırdı.
Chockstone - Rock or stone tightly wedged in a crack.
Çentik taşı - Çatlakta sıkıca sıkışmış kaya veya taş.
the lorry was wedged in the ditch, one wheel clear of the ground.
Kamyon çukura sıkışmış, bir tekerleği yerden kalkıktı.
she wedged her holdall between two bags.
O, çantasını iki çanta arasına sıkıştırdı.
couldn't remove the wedged quarter from the vending machine.
vending machine'den sıkışmış çeyreği çıkaramadı.
get wedged
sıkışmak
wedge between
arasının açılması
be wedged (in) between two persons
iki kişi arasında sıkışmak/sıkışıp kalmak
The people wedged me into the corner.
O insanlar beni köşeye sıkıştırdı.
He wedged himself through the narrow window.
Kendini dar pencereden geçirdi/sıkıştırdı.
Chockstone - Rock or stone tightly wedged in a crack.
Çentik taşı - Çatlakta sıkıca sıkışmış kaya veya taş.
the lorry was wedged in the ditch, one wheel clear of the ground.
Kamyon çukura sıkışmış, bir tekerleği yerden kalkıktı.
she wedged her holdall between two bags.
O, çantasını iki çanta arasına sıkıştırdı.
couldn't remove the wedged quarter from the vending machine.
vending machine'den sıkışmış çeyreği çıkaramadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir