abjuration of power
güçten feragat
public abjuration
kamu feragatı
abjuration ceremony
feragat töreni
renunciation as abjuration
feragat olarak reddedilme
abjuration of allegiance
sadakatin reddi
a solemn abjuration
duygulu bir feragat
abjuration of sin
günahın reddi
act of abjuration
feragat eylemi
the politician made a public abjuration of his past actions.
politiker, geçmiş eylemlerinin halka açık bir feragatini yaptı.
his abjuration was met with skepticism by many.
Feragatı birçok kişi tarafından şüpheyle karşılandı.
she renounced her claim through a formal abjuration.
O, resmi bir feragatname aracılığıyla hakkından vazgeçti.
the treaty included clauses for abjuration of certain weapons.
Anlaşma, belirli silahların feragatini öngören maddeler içeriyordu.
his abjuration was a necessary step to clear his name.
Feragatı adını temize çıkarmak için gerekli bir adımdı.
the company's abjuration of responsibility was widely criticized.
Şirketin sorumluluktan feragat etmesi geniş çapta eleştirildi.
his abjuration came as a surprise to many who knew him.
Feragatı, onu tanıyan birçok kişi için bir sürpriz oldu.
the court accepted his abjuration of guilt.
Mahkeme, suçlu bulunmaktan feragatini kabul etti.
his abjuration was a sign of weakness, not strength.
Feragatı bir zayıflık işaretiydi, bir güç işareti değil.
the document outlined the process for abjuration of claims.
Belge, taleplerin feragat süresini özetliyordu.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir