| Plural | aerts |
the soldier stood alert while on guard duty.
Askere, nöbet sırasında dikkatli durdu.
please stay alert for any changes in the patient's condition.
Hastanın durumunda herhangi bir değişiklik için dikkatli olun.
the government issued a terror alert for the capital city.
Hükümet, başkent için bir terör uyarısı yayımladı.
the unexpected noise put the dog on high alert.
Beklenmedik ses köpeği yüksek dikkatli hale getirdi.
the system administrator received a security alert via email.
Sistem yöneticisi, e-posta yoluyla bir güvenlik uyarısı aldı.
drivers must remain alert to changing road conditions.
Sürücüler, değişen yol koşullarına dikkatli olmaya devam etmelidir.
he managed to alert the authorities about the potential danger.
O, potansiyel tehlikeyi yetkililere bildirmeyi başardı.
the sudden flash of lightning served to alert the hikers.
Aniden çakaran yıldırım, yürüyüşçülere uyardı.
the hospital triggered a code blue alert immediately.
Hastane, hemen bir mavi kod uyarısı tetikledi.
they broadcast a severe weather alert on the radio.
Onlar, radyoda ciddi hava uyarısı yayınladı.
coffee helps many people feel more alert in the morning.
Kahve, birçok kişiye sabahleyin daha dikkatli hissetmeye yardımcı olur.
the amber alert was issued for the missing child.
Eksik çocuk için bir sarı uyarı yayınladı.
the soldier stood alert while on guard duty.
Askere, nöbet sırasında dikkatli durdu.
please stay alert for any changes in the patient's condition.
Hastanın durumunda herhangi bir değişiklik için dikkatli olun.
the government issued a terror alert for the capital city.
Hükümet, başkent için bir terör uyarısı yayımladı.
the unexpected noise put the dog on high alert.
Beklenmedik ses köpeği yüksek dikkatli hale getirdi.
the system administrator received a security alert via email.
Sistem yöneticisi, e-posta yoluyla bir güvenlik uyarısı aldı.
drivers must remain alert to changing road conditions.
Sürücüler, değişen yol koşullarına dikkatli olmaya devam etmelidir.
he managed to alert the authorities about the potential danger.
O, potansiyel tehlikeyi yetkililere bildirmeyi başardı.
the sudden flash of lightning served to alert the hikers.
Aniden çakaran yıldırım, yürüyüşçülere uyardı.
the hospital triggered a code blue alert immediately.
Hastane, hemen bir mavi kod uyarısı tetikledi.
they broadcast a severe weather alert on the radio.
Onlar, radyoda ciddi hava uyarısı yayınladı.
coffee helps many people feel more alert in the morning.
Kahve, birçok kişiye sabahleyin daha dikkatli hissetmeye yardımcı olur.
the amber alert was issued for the missing child.
Eksik çocuk için bir sarı uyarı yayınladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir