an affectionless stare
duygusuzca bakış
affectionless demeanor
duygusuz tavır
his affectionless response
duygusuz tepkisi
an affectionless upbringing
duygusuzca bir yetiştirme
an affectionless robot
duygusuz bir robot
her affectionless pronouncements
duygusuzca açıklamaları
an affectionless mask
duygusuz bir maske
the robot's affectionless gaze sent chills down my spine.
robotun merhametsiz bakışı belime ürperti gönderdi.
his affectionless demeanor made it hard to tell what he was thinking.
onun merhametsiz tavırları ne düşündüğünü anlamayı zorlaştırdı.
she described her childhood as being marked by an affectionless upbringing.
çocukluğunu merhametsiz bir yetiştirilme ile işaretlenmiş olarak tanımladı.
the artist's work often depicted characters with affectionless expressions.
sanatçının eserleri genellikle merhametsiz ifadeleri olan karakterleri tasvir ediyordu.
his affectionless words cut deep, leaving her feeling hurt and rejected.
onun merhametsiz sözleri derinden yaraladı, kendini incinmiş ve reddedilmiş hissetmesine neden oldu.
despite his affectionless exterior, he was secretly a kind and caring person.
merhametsiz görünümüne rağmen, aslında nazik ve düşünceli bir insan gizliydi.
the child's affectionless stare suggested a deep emotional disconnect.
çocuğun merhametsiz bakışı, derin bir duygusal kopukluğu gösteriyordu.
their affectionless relationship was based on convenience rather than love.
onların merhametsiz ilişkisi, aşk yerine rahatlığa dayanıyordu.
the detective noted the suspect's affectionless expression as a possible sign of guilt.
dedektif, şüphelinin merhametsiz ifadesini suçlu olduğuna dair olası bir işaret olarak not etti.
he had an affectionless way of speaking that made it hard to connect with him.
onunla bağlantı kurmayı zorlaştıran merhametsiz bir konuşma tarzı vardı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir