alienating effect
ayrı düşürme etkisi
alienating behavior
ayrı düşüren davranış
alienating presence
ayrı düşüren varlık
alienating experience
ayrı düşüren deneyim
alienating someone
birini ayırmak
alienated feeling
ayrı düşmüş his
alienated from
ayrı düşmüş
be alienating
ayrı düşüren
alienating influence
ayrı düşüren etki
alienating factor
ayrı düşüren faktör
the repetitive tasks were alienating for the young engineer.
Tekrarlayan görevler genç mühendis için yabancılaştırıcıydı.
his aloof behavior was alienating potential clients.
Mesafeli davranışları potansiyel müşterileri yabancılaştırıyordu.
the company culture proved alienating to new employees.
Şirket kültürü yeni çalışanlar için yabancılaştırıcı olduğunu kanıtladı.
she found the political climate increasingly alienating.
Siyasi iklimi giderek daha yabancılaştırıcı buldu.
living in a new city can be alienating at first.
Yeni bir şehirde yaşamak ilk başta yabancılaştırıcı olabilir.
the lack of communication was alienating the team.
İletişim eksikliği ekibi yabancılaştırıyordu.
he felt alienating from his family after moving abroad.
Yurt dışına taşındıktan sonra ailesinden yabancılaşmış hissediyordu.
the bureaucratic processes were deeply alienating.
Bürokratik süreçler derinden yabancılaştırıcıydı.
the constant criticism was alienating and discouraging.
Sürekli eleştiriler yabancılaştırıcı ve moral bozucu oldu.
the isolation of space travel can be alienating.
Uzay yolculuğunun izolasyonu yabancılaştırıcı olabilir.
the experience was alienating, leaving her feeling alone.
Deneyim yabancılaştırıcıydı, onu yalnız hissettirdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir