avalanch

[US]/ˈævəlɑːntʃ/
[UK]/ˈævəlæntʃ/

Translation

v. çökmek ya da bir kumru gibi büyük miktarda hareket etmek; çökmeye ya da kumru gibi düşmeye neden olmak
Word Forms
Pluralavalanches
Third Person Singularavalanches
Past Participleavalanched
Past Tenseavalanched
Present Participleavalanching

Example Sentences

the skiers were warned about the high risk of a deadly avalanche.

Kayakçılar, ölümcül bir kara kutunun yüksek riskinden uyarıldı.

heavy snowfall overnight triggered a massive avalanche in the mountains.

Gece boyu yoğun kar yağışı, dağlarda büyük bir kara kütünü tetikledi.

rescue teams worked tirelessly to find survivors buried under the avalanche.

Kurtarma ekipleri, kara kütünü altında gömülen hayatta kalanları bulmak için yorgunluk bilmeden çalıştı.

the remote village was completely cut off by the devastating avalanche.

Uzak köy, yıkıcı kara kütünü nedeniyle tamamen kesildi.

he survived the avalanche thanks to his quick thinking and safety gear.

O, hızlı düşünmesi ve güvenlik ekipmanına sahip olmasından dolayı kara kütünü yaşamını kurtardı.

an avalanche of public criticism forced the senator to resign immediately.

Halkın eleştirilerinin akışı, senatörü hemen istifa etmeye zorladı.

the company received an avalanche of complaints about the defective product.

Şirket, hatalı ürünle ilgili bir dizi şikayet aldı.

the unexpected victory triggered an avalanche of support on social media.

Beklenmedik zafer, sosyal medyada destek akışı tetikledi.

a sudden avalanche of paperwork landed on her desk friday afternoon.

Cuma öğleden sonrası, ani bir şekilde bir dizi kağıt işi masa üstüne düştü.

experts use explosives to intentionally trigger small, controlled avalanches.

Uzmanlar, küçük ve kontrol edilebilir kara kutularını amaçlı olarak tetiklemek için patlayıcılar kullanır.

the hikers carried transceivers to help locate them in case of an avalanche.

Kayakçılar, bir kara kütünü durumunda onları bulmaya yardımcı olmak için transceiverler taşıyorlardı.

the economic crisis created an avalanche of bankruptcies across the region.

Ekonomik kriz, bölgede bir dizi iflas yarattı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now