beleaguered

[ABD]/bɪ'liɡɚd/
Frekans: Çok Yüksek

Çeviri

adj. Eleştirilen ve sıkıntılı; kuşatılmış ve kuşatma altında.

Örnek Cümleler

The beleaguered city was struggling to provide basic services.

Tüketen kente kuşatılmış, temel hizmetler sunmakta zorlanıyordu.

The beleaguered company faced financial difficulties.

Tüketen şirket, mali zorluklarla karşı karşıyaydı.

The beleaguered team fought hard to win the championship.

Tüketen takım, şampiyonluğu kazanmak için çok çalıştı.

The beleaguered mayor was under intense scrutiny from the public.

Tüketen belediye başkanı, kamuoyunun yoğun incelemesine maruz kalıyordu.

The beleaguered family struggled to make ends meet.

Tüketen aile, geçimini sağlamakta zorlanıyordu.

The beleaguered community came together to rebuild after the disaster.

Tüketen topluluk, felaketin ardından yeniden inşa olmak için bir araya geldi.

The beleaguered athlete faced criticism from the media.

Tüketen sporcu, medyadan eleştirilerle karşı karşıyaydı.

The beleaguered student worked hard to improve his grades.

Tüketen öğrenci, notlarını yükseltmek için çok çalıştı.

The beleaguered hospital was understaffed and overwhelmed.

Tüketen hastane, yetersiz personel ve bunaltıcı durumdaydı.

The beleaguered economy struggled to recover from the recession.

Tüketen ekonomi, durgunluktan kurtulmakta zorlanıyordu.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir