a temporary blip
geçici bir aksama
a minor blip
küçük bir aksama
There was a blip on the radar indicating an incoming storm.
Radarında yaklaşan bir fırtınayı gösteren kısa bir aksaklık vardı.
The stock market experienced a temporary blip before recovering.
Borsada toparlanmadan önce geçici bir aksaklık yaşandı.
Her absence was just a blip in the otherwise smooth project timeline.
Yokluğu, aksi takdirde sorunsuz olan proje zaman çizelgesinde sadece küçük bir aksaklıktı.
The error was just a blip in an otherwise flawless presentation.
Hata, aksi takdirde kusursuz olan sunumda sadece küçük bir aksaklıktı.
The blip on the screen indicated a malfunction in the system.
Ekrandaki aksaklık, sistemde bir arızayı gösteriyordu.
The blip in the data suggested a potential problem with the experiment.
Verilerdeki aksaklık, deneyle ilgili olası bir sorunu gösteriyordu.
The blip in communication caused confusion among team members.
İletişimdeki aksaklık, ekip üyeleri arasında kafa karışıklığına neden oldu.
The blip in the schedule caused a delay in the project.
Programdaki aksaklık, projede gecikmeye neden oldu.
The blip in his performance raised concerns among his colleagues.
Performansındaki düşüş, meslektaşları arasında endişe yarattı.
The blip in productivity was quickly addressed by the team.
Üretkenlikteki düşüş, ekip tarafından hızla giderildi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir