boding ill
kötü alametler
boding well
iyi alametler
a boding presence
uğursuz bir varlık
something boding danger
tehlike sezinleyen bir şey
a boding silence
uğursuz bir sessizlik
boding storm clouds
fırtına sezinleyen bulutlar
a boding omen
uğursuz bir alamet
boding of success
başarıya işaret eden
his expression was boding trouble for the team.
Takım için sorunların işareti olduğunu gösteriyordu.
the dark clouds are boding a storm.
Karanlık bulutler bir fırtına haberi veriyordu.
she felt a boding sense of dread before the exam.
Sınavdan önce içini kemiren bir korku hissetti.
the news was boding well for the economy.
Haberler, ekonomi için olumlu işaretler taşıyordu.
his silence was boding something serious.
Sessizliği ciddi bir şeyin işaretiydi.
the omens were boding ill for the expedition.
İşaretler, sefer için kötüydü.
her smile was boding good fortune ahead.
Gülüşü, ileride iyi şansın habercisiydi.
the sudden chill in the air was boding a change.
Havadaki ani serinlik bir değişimin habercisiydi.
his arrival was boding a significant shift in the meeting.
Ondaki geliş, toplantıda önemli bir değişimin habercisiydi.
the flickering lights were boding an electrical failure.
Titreşen ışıklar bir elektrik arızasının habercisiydi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir