broadsiding

[US]/ˈbrɔːdˌsaɪdɪŋ/
[UK]/ˈbroadˌsaɪdɪŋ/

Translation

v. Bir şeyin, özellikle bir aracın, yan tarafına vurmak veya çarpmak.

Phrases & Collocations

broadsiding attack

geniş cepheden saldırı

broadside damage

geniş cephe hasarı

broadsiding criticism

geniş cepheden eleştiri

take broadsides

geniş cephelerden hasar almak

deliver broadsides

geniş cephe saldırıları yapmak

broadside impact

geniş cephe etkisi

Example Sentences

the car was broadsiding another vehicle at the intersection.

araba, kavşakta başka bir araca yandan çarpıyordu.

broadsiding can cause serious damage to both vehicles involved.

yan çarpma, her iki araçta da ciddi hasara neden olabilir.

the accident was caused by a driver broadsiding a stop sign.

kaza, bir sürücünün duraklama işaretine yandan çarpmasıyla meydana geldi.

he was broadsiding his opponent in the debate.

tartışmada rakibini köşeye sıkıştırıyordu.

the storm was broadsiding the coastal towns with strong winds.

şiddetli rüzgarlarla fırtına sahil kasabalarına yandan vuruyordu.

broadsiding issues in the meeting led to a heated discussion.

toplantıdaki konuları eleştirmek, hararetli bir tartışmaya yol açtı.

her broadsiding comments caught everyone off guard.

sert yorumları herkesi şaşkına çevirdi.

the train was broadsiding the platform during the rush hour.

yoğun saatlerde tren perona yandan vuruyordu.

broadsiding the project without proper planning can lead to failure.

proje olmadan uygun planlama ile başlamak başarısızlığa yol açabilir.

the news article was broadsiding the corruption scandal.

haber makalesi yolsuzluk skandalını ortaya çıkardı.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now