decimating forces
yıkıcı güçler
decimating impact
yıkıcı etki
decimating effects
yıkıcı etkiler
decimating virus
yıkıcı virüs
decimating enemy
yıkıcı düşman
decimating losses
yıkıcı kayıplar
decimating blow
yıkıcı darbe
decimating storm
yıkıcı fırtına
decimating drought
yıkıcı kuraklık
decimating fire
yıkıcı yangın
the storm is decimating the coastal towns.
fırtına sahil kasabalarını yerle bir ediyor.
wildfires are decimating the forest ecosystem.
orman yangınları orman ekosistemini yerle bir ediyor.
economic sanctions are decimating the country's economy.
ekonomik yaptırımlar ülkenin ekonomisini yerle bir ediyor.
the disease is decimating the population of endangered species.
hastalık, nesli tükenmekte olan türlerin popülasyonunu yerle bir ediyor.
his harsh criticism is decimating her confidence.
onun sert eleştirileri özgüvenini yerle bir ediyor.
the invasion is decimating the local wildlife.
işgal yerel yaban hayatını yerle bir ediyor.
budget cuts are decimating public services.
bütçe kesintileri kamu hizmetlerini yerle bir ediyor.
the virus is decimating the workforce in many industries.
virüs birçok sektörde işgücünü yerle bir ediyor.
neglect is decimating the historical landmarks.
ihmal tarihi yapıları yerle bir ediyor.
overfishing is decimating fish populations in the ocean.
aşırı avlanma okyanusta balık popülasyonlarını yerle bir ediyor.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir