dilating pupils
genişleyen gözbebekleri
dilating arteries
genişleyen arterler
dilating veins
genişleyen venler
dilating vessels
genişleyen damarlar
dilating muscles
genişleyen kaslar
dilating openings
genişleyen açıklıklar
dilating airways
genişleyen hava yolları
dilating cervix
genişleyen serviks
dilating pupils reflex
genişleyen gözbebekleri refleksi
dilating effect
genişletici etki
the doctor is dilating the patient's pupils for the examination.
doktor, hastanın gözbebeklerini muayene için genişletiyor.
during the procedure, the arteries were dilating to improve blood flow.
işlem sırasında, kan akışını iyileştirmek için arterler genişliyordu.
the medication caused the blood vessels to be dilating rapidly.
ilaç, kan damarlarının hızla genişlemesine neden oldu.
she felt her heart dilating with excitement as she entered the room.
odaya girdiğinde heyecanla kalbinin genişlediğini hissetti.
his eyes were dilating in response to the bright light.
gözleri parlak ışığa tepki olarak genişledi.
the laser treatment is designed for dilating the skin pores.
lazer tedavisi, cilt gözeneklerini genişletmek için tasarlanmıştır.
she noticed the flowers dilating as they opened in the sunlight.
güneş ışığında açarken çiçeklerin genişlediğini fark etti.
the dilating effect of the drug was evident within minutes.
ilacın genişletici etkisi birkaç dakika içinde belirgindi.
he was amazed at how quickly the pupils were dilating.
öğrencilerin ne kadar hızlı genişlediğine hayret etti.
the technician explained how dilating the lens improves focus.
teknisyen, lensi genişletmenin odaklamayı nasıl iyileştirdiğini açıkladı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir