effaced memories
silinmiş anılar
effaced identity
silinmiş kimlik
effaced lines
silinmiş çizgiler
effaced past
silinmiş geçmiş
effaced thoughts
silinmiş düşünceler
effaced evidence
silinmiş kanıtlar
effaced traces
silinmiş izler
effaced history
silinmiş tarih
effaced feelings
silinmiş duygular
effaced details
silinmiş detaylar
the memories of that day have been effaced from my mind.
o günün anıları zihnimden silinmiş durumda.
time has effaced the scars of our past.
zaman geçmişte yaşadığımız acıların izlerini silmiştir.
her name was effaced from the list of attendees.
adını katılım listesinden silmişler.
the graffiti was effaced by the city workers.
şehir görevlileri tarafından grafitiler silindi.
he tried to efface his mistakes from history.
geçmişinden hatalarını tarihten silmeye çalıştı.
the old photograph had effaced over time.
eski fotoğraf zamanla silinmişti.
she felt her identity had been effaced in the crowd.
kalabalığın içinde kimliğinin kaybolduğunu hissetti.
effaced memories can sometimes resurface unexpectedly.
kaybolan anılar bazen beklenmedik bir şekilde yeniden yüzeye çıkabilir.
his past mistakes were effaced by his new achievements.
geçmişteki hataları yeni başarıları tarafından silinmiştir.
the inscription had been effaced by years of weathering.
yılların etkisiyle yazıt silinmişti.
effaced memories
silinmiş anılar
effaced identity
silinmiş kimlik
effaced lines
silinmiş çizgiler
effaced past
silinmiş geçmiş
effaced thoughts
silinmiş düşünceler
effaced evidence
silinmiş kanıtlar
effaced traces
silinmiş izler
effaced history
silinmiş tarih
effaced feelings
silinmiş duygular
effaced details
silinmiş detaylar
the memories of that day have been effaced from my mind.
o günün anıları zihnimden silinmiş durumda.
time has effaced the scars of our past.
zaman geçmişte yaşadığımız acıların izlerini silmiştir.
her name was effaced from the list of attendees.
adını katılım listesinden silmişler.
the graffiti was effaced by the city workers.
şehir görevlileri tarafından grafitiler silindi.
he tried to efface his mistakes from history.
geçmişinden hatalarını tarihten silmeye çalıştı.
the old photograph had effaced over time.
eski fotoğraf zamanla silinmişti.
she felt her identity had been effaced in the crowd.
kalabalığın içinde kimliğinin kaybolduğunu hissetti.
effaced memories can sometimes resurface unexpectedly.
kaybolan anılar bazen beklenmedik bir şekilde yeniden yüzeye çıkabilir.
his past mistakes were effaced by his new achievements.
geçmişteki hataları yeni başarıları tarafından silinmiştir.
the inscription had been effaced by years of weathering.
yılların etkisiyle yazıt silinmişti.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir