evoked memories
canlı anılar
evoked emotions
canlı duygular
evoked thoughts
canlı düşünceler
evoked feelings
canlı hisler
evoked images
canlı imgeler
evoked responses
uyandırdığı tepkiler
evoked nostalgia
canlı nostalji
evoked ideas
canlı fikirler
evoked sensations
canlı duyumlar
evoked curiosity
canlı merak
the movie evoked strong emotions in the audience.
Film, izleyicilerde güçlü duygular uyandırdı.
her speech evoked memories of my childhood.
Konuşması çocukluğuma ait anıları canlandırdı.
the painting evoked a sense of nostalgia.
Tablo, özlem duygusu uyandırdı.
his words evoked a response from the crowd.
Sözleri kalabalığın tepkisine yol açtı.
the music evoked feelings of joy and happiness.
Müzik, neşe ve mutluluk duygularını uyandırdı.
the novel evoked vivid images of the past.
Roman, geçmişin canlı imgelerini canlandırdı.
the scent of the flowers evoked pleasant memories.
Çiçeklerin kokusu hoş anıları canlandırdı.
her laughter evoked a sense of warmth and comfort.
Gülüşü sıcaklık ve rahatlık hissi uyandırdı.
the documentary evoked awareness of environmental issues.
Belgesel, çevresel sorunlara yönelik farkındalık yarattı.
the story evoked a powerful sense of empathy.
Hikaye, güçlü bir empati duygusu uyandırdı.
evoked memories
canlı anılar
evoked emotions
canlı duygular
evoked thoughts
canlı düşünceler
evoked feelings
canlı hisler
evoked images
canlı imgeler
evoked responses
uyandırdığı tepkiler
evoked nostalgia
canlı nostalji
evoked ideas
canlı fikirler
evoked sensations
canlı duyumlar
evoked curiosity
canlı merak
the movie evoked strong emotions in the audience.
Film, izleyicilerde güçlü duygular uyandırdı.
her speech evoked memories of my childhood.
Konuşması çocukluğuma ait anıları canlandırdı.
the painting evoked a sense of nostalgia.
Tablo, özlem duygusu uyandırdı.
his words evoked a response from the crowd.
Sözleri kalabalığın tepkisine yol açtı.
the music evoked feelings of joy and happiness.
Müzik, neşe ve mutluluk duygularını uyandırdı.
the novel evoked vivid images of the past.
Roman, geçmişin canlı imgelerini canlandırdı.
the scent of the flowers evoked pleasant memories.
Çiçeklerin kokusu hoş anıları canlandırdı.
her laughter evoked a sense of warmth and comfort.
Gülüşü sıcaklık ve rahatlık hissi uyandırdı.
the documentary evoked awareness of environmental issues.
Belgesel, çevresel sorunlara yönelik farkındalık yarattı.
the story evoked a powerful sense of empathy.
Hikaye, güçlü bir empati duygusu uyandırdı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir