gleamer

[US]/[ˈɡliːmə(r)]/
[UK]/[ˈɡliːmər]/

Translation

n. Işık saçan bir şey; iyi şeyleri çabuk fark edip değer veren bir kişi.
v. Işık saçmak ya da parlamak.

Phrases & Collocations

bright gleamer

Turkish_translation

sea gleamer

Turkish_translation

gleamer's light

Turkish_translation

a gleamer

Turkish_translation

gleaming gleamer

Turkish_translation

distant gleamer

Turkish_translation

night gleamer

Turkish_translation

water gleamer

Turkish_translation

sky gleamer

Turkish_translation

small gleamer

Turkish_translation

Example Sentences

the new car had a gleamer finish.

Yeni araba parlak bir finişe sahipti.

she was a gleamer in the crowd, dressed in red.

On, kırmızı giyinmiş kalabalıkta parlıyordu.

his eyes held a gleamer of mischief.

Gözleri biraz kurnazlık parıltısı taşıyordu.

the lake was a gleamer under the moonlight.

Göle ay ışığı altında parlıyordu.

the floor cleaner left a gleamer surface.

Şerit temizleyici parlayan bir yüzey bırakmış.

a gleamer smile lit up her face.

Bir parlayan gülümseme yüzünü aydınlattı.

the jewelry had a beautiful gleamer.

İzde parlayan bir şey vardı.

he was a gleamer example of success.

O, başarıya parlak bir örnektir.

the stage lights made the dancers gleamer.

Sağlam ışıklar dansçıları parlatıyordu.

the polished wood had a warm gleamer.

Şişirilmiş ahşap ılık bir parıltı vardı.

the child's eyes were full of gleamer wonder.

Çocuğun gözleri parlayan merakla doluydu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now