political grandstanding
siyasi göstericilik
grandstanding behavior
gösterişli davranış
grandstanding tactics
gösterişli taktikler
media grandstanding
medyadaki gösteriş
grandstanding speech
gösterişli konuşma
grandstanding politicians
gösteriş yapmaya çalışan politikacılar
grandstanding actions
gösterişli eylemler
grandstanding moments
gösterişli anlar
grandstanding claims
gösterişli iddialar
grandstanding remarks
gösterişli yorumlar
the politician's grandstanding during the debate was criticized by many.
tartışma sırasında politikacının gösteriş yapması birçok kişi tarafından eleştirildi.
his grandstanding in front of the cameras was seen as a publicity stunt.
kamerelerin önünde yaptığı gösteriş bir halkla ilişkiler numarası olarak görüldü.
she accused him of grandstanding instead of addressing the real issues.
gerçek sorunları ele almak yerine gösteriş yaptığını iddia etti.
the ceo's grandstanding at the conference overshadowed the main agenda.
ceo'nun konferansta yaptığı gösteriş ana gündemi gölgeledi.
many felt that his grandstanding was unnecessary and counterproductive.
birçok kişi onun gösteriş yapmasının gereksiz ve verimsiz olduğunu düşündü.
grandstanding can often alienate potential supporters.
Gösteriş yapmak, potansiyel destekçileri yabancılaştırmaya yol açabilir.
the actor's grandstanding at the award show drew mixed reactions.
oyuncunun ödül töreninde yaptığı gösteriş karmaşık tepkilere yol açtı.
he tends to engage in grandstanding rather than meaningful dialogue.
anlamlı diyalog yerine gösteriş yapmaya meyilli.
her grandstanding on social media attracted both praise and criticism.
sosyal medyada yaptığı gösteriş hem övgü hem de eleştiri topladı.
grandstanding can undermine the credibility of a leader.
Gösteriş yapmak bir liderin güvenilirliğini zedeleyebilir.
political grandstanding
siyasi göstericilik
grandstanding behavior
gösterişli davranış
grandstanding tactics
gösterişli taktikler
media grandstanding
medyadaki gösteriş
grandstanding speech
gösterişli konuşma
grandstanding politicians
gösteriş yapmaya çalışan politikacılar
grandstanding actions
gösterişli eylemler
grandstanding moments
gösterişli anlar
grandstanding claims
gösterişli iddialar
grandstanding remarks
gösterişli yorumlar
the politician's grandstanding during the debate was criticized by many.
tartışma sırasında politikacının gösteriş yapması birçok kişi tarafından eleştirildi.
his grandstanding in front of the cameras was seen as a publicity stunt.
kamerelerin önünde yaptığı gösteriş bir halkla ilişkiler numarası olarak görüldü.
she accused him of grandstanding instead of addressing the real issues.
gerçek sorunları ele almak yerine gösteriş yaptığını iddia etti.
the ceo's grandstanding at the conference overshadowed the main agenda.
ceo'nun konferansta yaptığı gösteriş ana gündemi gölgeledi.
many felt that his grandstanding was unnecessary and counterproductive.
birçok kişi onun gösteriş yapmasının gereksiz ve verimsiz olduğunu düşündü.
grandstanding can often alienate potential supporters.
Gösteriş yapmak, potansiyel destekçileri yabancılaştırmaya yol açabilir.
the actor's grandstanding at the award show drew mixed reactions.
oyuncunun ödül töreninde yaptığı gösteriş karmaşık tepkilere yol açtı.
he tends to engage in grandstanding rather than meaningful dialogue.
anlamlı diyalog yerine gösteriş yapmaya meyilli.
her grandstanding on social media attracted both praise and criticism.
sosyal medyada yaptığı gösteriş hem övgü hem de eleştiri topladı.
grandstanding can undermine the credibility of a leader.
Gösteriş yapmak bir liderin güvenilirliğini zedeleyebilir.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir