indrawn

[US]/ɪn'drɔːn/
[UK]/ˌɪn'drɔn/
Frequency: Very High

Translation

adj. içe dönük; içine kapanmış veya içe kapanık.
Word Forms
Past Participleindrawn

Phrases & Collocations

deeply indrawn breath

derin bir nefes alma

Example Sentences

an aloof, indrawn man

mesafeli, içine kapanık bir adam

She sat quietly with an indrawn breath.

O bir nefes alarak sessizce oturdu.

His indrawn expression revealed his inner turmoil.

Yüzündeki içe çekilmiş ifade, içindeki çalkantıyı ortaya çıkardı.

The room was filled with an indrawn silence.

Oda içe doğru bir sessizlikle doluydu.

She had an indrawn personality, often lost in her thoughts.

İçe dönük bir kişiliği vardı, sık sık düşüncelere dalardı.

His indrawn nature made it hard for him to make friends.

İçe kapanık yapısı arkadaş edinmesini zorlaştırıyordu.

The painter captured the indrawn expression of the model.

Resimci, modelin içe doğru çekilmiş ifadesini yakaladı.

He spoke with an indrawn voice, barely audible.

Sesi içe doğru çekilmiş gibiydi, neredeyse duyulmuyordu.

The indrawn curtains blocked out the sunlight.

İçe doğru çekilmiş perdeler gün ışığını engelledi.

She had an indrawn way of speaking, as if she was holding back.

Konuşma tarzı içe doğru gibiydi, sanki bir şey saklıyordu.

The indrawn look in his eyes hinted at his hidden emotions.

Gözlerindeki içe doğru bakış, gizli duygularına işaret ediyordu.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now