has infirmed
was infirmed
being infirmed
not infirmed
infirmed by
has been infirmed
were infirmed
is infirmed
will be infirmed
infirmed claims
the nurse cared for the infirmed patients with great dedication.
uzayan hastalık, bir zamanlar güçlü olan vücudunu zayıflatmıştı.
they built a special facility to house the infirmed elderly.
yaş, yaşlı adamın uzun mesafeler yürüyebilme yeteneğini zayıflatmıştı.
visiting the infirmed is considered a charitable act in many cultures.
skandal, politikacının itibarını onarılamaz hale getirmişti.
the doctor examined the infirmed child to determine the cause of the fever.
kronik ağrı, yaşam kalitesini ciddi şekilde zayıflatmış durumda.
she felt a moral obligation to help the infirmed poor in her community.
finansal kriz, şirketin piyasa istikrarını zayıflatmıştı.
historically, monasteries often cared for the infirmed travelers.
yıllar süren zorluklar, insanlığa olan inancını zayıflatmıştı.
the foundation provides financial aid to the infirmed veterans.
tartışma, ünlünün kamuoyundaki imajını zayıflatmıştı.
new legislation aims to improve accessibility for the chronically infirmed.
sürekli eleştiriler, zamanla özgüvenini zayıflatmıştı.
the congregation prayed for the recovery of the infirmed bishop.
şiddetli kuraklık, bölgenin tarımsal üretimini zayıflatmıştı.
after the battle, the village was filled with the infirmed and wounded soldiers.
profesyonel itibarı, yanlış suçlamalar tarafından zayıflatılmıştı.
simple acts of kindness can mean a lot to the infirmed and lonely.
ekonomik yaptırımlar, ülkenin askeri yeteneklerini zayıflatmış durumda.
has infirmed
was infirmed
being infirmed
not infirmed
infirmed by
has been infirmed
were infirmed
is infirmed
will be infirmed
infirmed claims
the nurse cared for the infirmed patients with great dedication.
uzayan hastalık, bir zamanlar güçlü olan vücudunu zayıflatmıştı.
they built a special facility to house the infirmed elderly.
yaş, yaşlı adamın uzun mesafeler yürüyebilme yeteneğini zayıflatmıştı.
visiting the infirmed is considered a charitable act in many cultures.
skandal, politikacının itibarını onarılamaz hale getirmişti.
the doctor examined the infirmed child to determine the cause of the fever.
kronik ağrı, yaşam kalitesini ciddi şekilde zayıflatmış durumda.
she felt a moral obligation to help the infirmed poor in her community.
finansal kriz, şirketin piyasa istikrarını zayıflatmıştı.
historically, monasteries often cared for the infirmed travelers.
yıllar süren zorluklar, insanlığa olan inancını zayıflatmıştı.
the foundation provides financial aid to the infirmed veterans.
tartışma, ünlünün kamuoyundaki imajını zayıflatmıştı.
new legislation aims to improve accessibility for the chronically infirmed.
sürekli eleştiriler, zamanla özgüvenini zayıflatmıştı.
the congregation prayed for the recovery of the infirmed bishop.
şiddetli kuraklık, bölgenin tarımsal üretimini zayıflatmıştı.
after the battle, the village was filled with the infirmed and wounded soldiers.
profesyonel itibarı, yanlış suçlamalar tarafından zayıflatılmıştı.
simple acts of kindness can mean a lot to the infirmed and lonely.
ekonomik yaptırımlar, ülkenin askeri yeteneklerini zayıflatmış durumda.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir