misdoing something
bir yanlışlık yapmak
misdoing wrong
yanlış işlemek
misdoing deeds
yanlış işler yapmak
misdoing acts
yanlış eylemler yapmak
misdoing tasks
yanlış görevler yapmak
misdoing rules
kuralları ihlal etmek
misdoing actions
yanlış hareketler yapmak
misdoing choices
yanlış seçimler yapmak
misdoing things
yanlış şeyler yapmak
misdoing behavior
yanlış davranış sergilemek
his misdoing led to serious consequences.
Onun yaptığı yanlışlığın ciddi sonuçları oldu.
she regrets her misdoing and wants to make amends.
Yanlışlığından pişman ve telafi etmek istiyor.
we should learn from our misdoing to avoid future mistakes.
Gelecekteki hataları önlemek için yanlışlığımızdan ders çıkarmalıyız.
his misdoing was unintentional, but it still hurt others.
Onun yaptığı yanlışlık kasıtlı değildi, ancak yine de başkalarına zarar verdi.
addressing the misdoing is crucial for rebuilding trust.
Yanlışlıkla başa çıkmak, güveni yeniden sağlamak için çok önemlidir.
they faced criticism for their misdoing during the project.
Proje sırasında yaptıkları yanlışlık nedeniyle eleştirilerle karşılaştılar.
his misdoing was a lapse in judgment.
Onun yaptığı yanlışlık bir muhakeme hatasıydı.
recognizing the misdoing is the first step to improvement.
Yanlışlığı fark etmek, iyileşimin ilk adımıdır.
we must acknowledge our misdoing to grow as individuals.
Bireyler olarak gelişmek için yanlışlığımızı kabul etmeliyiz.
her misdoing was a wake-up call for the entire team.
Onun yaptığı yanlışlık tüm ekip için bir uyandırma çağrısıydı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir