competitive oarswoman
rekabetçi kürekçi
experienced oarswoman
deneyimli kürekçi
talented oarswoman
yetenekli kürekçi
skilled oarswoman
becerikli kürekçi
dedicated oarswoman
adanalı kürekçi
elite oarswoman
elit kürekçi
junior oarswoman
genç kürekçi
female oarswoman
kadın kürekçi
local oarswoman
yerel kürekçi
youth oarswoman
genç kürekçi
the oarswoman displayed incredible strength during the race.
Yüzücü, yarış sırasında inanılmaz bir güç sergiledi.
as an oarswoman, she trained rigorously every morning.
Bir sporcu olarak, her sabah sıkı bir şekilde antrenman yaptı.
the team selected her as the best oarswoman of the year.
Takım, onu yılın en iyi sporcusu olarak seçti.
her dedication as an oarswoman inspired her teammates.
Bir sporcu olarak gösterdiği özveri, takım arkadaşlarını ilham verdi.
the oarswoman navigated the river with skill and precision.
Sporcu, nehri beceriklilik ve hassasiyetle yönetti.
the coach praised the oarswoman for her hard work.
Antrenör, sporcuyu sıkı çalışması için övdü.
she became a champion oarswoman after years of practice.
Yıllarca pratik yaptıktan sonra şampiyon bir sporcu oldu.
the oarswoman's technique impressed the judges at the competition.
Sporcunun tekniği, yarışmadaki hakemleri etkiledi.
being an oarswoman requires both physical and mental strength.
Bir sporcu olmak hem fiziksel hem de zihinsel güç gerektirir.
she dreams of becoming an olympic oarswoman one day.
Bir gün olimpiyat sporcusu olma hayali kuruyor.
competitive oarswoman
rekabetçi kürekçi
experienced oarswoman
deneyimli kürekçi
talented oarswoman
yetenekli kürekçi
skilled oarswoman
becerikli kürekçi
dedicated oarswoman
adanalı kürekçi
elite oarswoman
elit kürekçi
junior oarswoman
genç kürekçi
female oarswoman
kadın kürekçi
local oarswoman
yerel kürekçi
youth oarswoman
genç kürekçi
the oarswoman displayed incredible strength during the race.
Yüzücü, yarış sırasında inanılmaz bir güç sergiledi.
as an oarswoman, she trained rigorously every morning.
Bir sporcu olarak, her sabah sıkı bir şekilde antrenman yaptı.
the team selected her as the best oarswoman of the year.
Takım, onu yılın en iyi sporcusu olarak seçti.
her dedication as an oarswoman inspired her teammates.
Bir sporcu olarak gösterdiği özveri, takım arkadaşlarını ilham verdi.
the oarswoman navigated the river with skill and precision.
Sporcu, nehri beceriklilik ve hassasiyetle yönetti.
the coach praised the oarswoman for her hard work.
Antrenör, sporcuyu sıkı çalışması için övdü.
she became a champion oarswoman after years of practice.
Yıllarca pratik yaptıktan sonra şampiyon bir sporcu oldu.
the oarswoman's technique impressed the judges at the competition.
Sporcunun tekniği, yarışmadaki hakemleri etkiledi.
being an oarswoman requires both physical and mental strength.
Bir sporcu olmak hem fiziksel hem de zihinsel güç gerektirir.
she dreams of becoming an olympic oarswoman one day.
Bir gün olimpiyat sporcusu olma hayali kuruyor.
Explore frequently searched vocabulary
Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!
Download DictoGo Now