palliates pain
ağrıyı hafifletir
palliates symptoms
belirtileri hafifletir
palliates anxiety
endişeyi hafifletir
palliates discomfort
rahatsızlığı hafifletir
palliates stress
stresi hafifletir
palliates suffering
acıyı hafifletir
palliates fears
korkuları hafifletir
palliates worries
endişeleri hafifletir
palliates effects
etkileri hafifletir
palliates grief
yas tutmayı hafifletir
the medication palliates the symptoms of the disease.
İlaç, hastalığın belirtilerini hafifletiyor.
she palliates her anxiety with meditation.
O, meditasyonla kaygısını hafifletiyor.
the doctor palliates the patient's pain effectively.
Doktor, hastanın ağrısını etkili bir şekilde hafifletiyor.
he palliates his guilt by helping others.
O, başkalarına yardım ederek suçluluk duygusunu hafifletiyor.
this treatment palliates the effects of the illness.
Bu tedavi, hastalığın etkilerini hafifletiyor.
they palliates the harsh realities of life with humor.
Onlar, hayatın acımasız gerçekliklerini mizahla hafifletiyorlar.
the charity palliates the suffering of the homeless.
Hayır kurumu, evsizlerin acısını hafifletiyor.
he palliates his stress by exercising regularly.
O, düzenli egzersiz yaparak stresini hafifletiyor.
this program palliates the educational gaps in the community.
Bu program, toplumdaki eğitim boşluklarını hafifletiyor.
they palliates the impact of climate change through initiatives.
Onlar, girişimler yoluyla iklim değişikliğinin etkilerini hafifletiyorlar.
palliates pain
ağrıyı hafifletir
palliates symptoms
belirtileri hafifletir
palliates anxiety
endişeyi hafifletir
palliates discomfort
rahatsızlığı hafifletir
palliates stress
stresi hafifletir
palliates suffering
acıyı hafifletir
palliates fears
korkuları hafifletir
palliates worries
endişeleri hafifletir
palliates effects
etkileri hafifletir
palliates grief
yas tutmayı hafifletir
the medication palliates the symptoms of the disease.
İlaç, hastalığın belirtilerini hafifletiyor.
she palliates her anxiety with meditation.
O, meditasyonla kaygısını hafifletiyor.
the doctor palliates the patient's pain effectively.
Doktor, hastanın ağrısını etkili bir şekilde hafifletiyor.
he palliates his guilt by helping others.
O, başkalarına yardım ederek suçluluk duygusunu hafifletiyor.
this treatment palliates the effects of the illness.
Bu tedavi, hastalığın etkilerini hafifletiyor.
they palliates the harsh realities of life with humor.
Onlar, hayatın acımasız gerçekliklerini mizahla hafifletiyorlar.
the charity palliates the suffering of the homeless.
Hayır kurumu, evsizlerin acısını hafifletiyor.
he palliates his stress by exercising regularly.
O, düzenli egzersiz yaparak stresini hafifletiyor.
this program palliates the educational gaps in the community.
Bu program, toplumdaki eğitim boşluklarını hafifletiyor.
they palliates the impact of climate change through initiatives.
Onlar, girişimler yoluyla iklim değişikliğinin etkilerini hafifletiyorlar.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir