perder

[US]/perˈdeɾ/
[UK]/peɾˈðeɾ/
Frequency: Very High

Translation

v. bir şey kaybetmek; bir şey bulamamak; bir yarışmayı, oyunu veya mücadeleyi kaybetmek.

Phrases & Collocations

perder el tiempo

zaman kaybetmek

perder peso

kilo vermek

perder la paciencia

sabrı taşımak

perder el tren

treni kaçırmak

perder de vista

gözden kaybetmek

perder el interés

ilgi kaybetmek

perder el control

kontrolü kaybetmek

perder el miedo

korkuyu kaybetmek

perder el rumbo

yolunu kaybetmek

perder importancia

önemini kaybetmek

Example Sentences

perdí las llaves de mi casa yesterday.

Dün evimin anahtarlarını kaybettim.

nuestro equipo perdió el partido por un punto.

Ekibimiz bir farkla maçı kaybetti.

no quiero perder esta oportunidad única.

Bu eşsiz fırsatı kaçırmak istemiyorum.

ella perdió mucho peso después de la dieta.

Diyetten sonra çok kilo kaybetti.

perdí el tren de las ocho esta mañana.

Bu sabah saat sekiz trenini kaçırdım.

el negocio está perdiendo clientes rápidamente.

İş, müşterilerini hızla kaybediyor.

no quiero perderte jamás.

Asla sana veda etmek istemiyorum.

perdió la vida en el accidente tragic.

Trajik kazada hayatını kaybetti.

estamos perdiendo tiempo valioso.

Değerli zamanımızı boşa harcıyoruz.

perdió su fortuna en la inversión fallida.

Başarısız yatırımdan servetini kaybetti.

ella perdió la esperanza de encontrarlo.

Onu bulma umudunu kaybetti.

no quiero perderme la fiesta de mañana.

Yarınki partiye katılırmamayı istemiyorum.

el teléfono perdió señal en esa zona.

Telefon o bölgede sinyal kaybetti.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now