schleps around
etrafında taşır
schleps stuff
şeyleri taşır
schleps back
geri getirir
schleps off
gitmek için taşır
schleps along
beraberinde taşır
schleps in
içeri taşır
schleps out
dışarı taşır
schleps home
eve taşır
schleps things
şeyleri taşır
he always schleps his heavy backpack to school.
Oğlum, ağır sırt çantasıyla okula taşınıyor.
after the concert, we schlepped our gear back to the car.
Konserden sonra ekipmanlarımızı arabaya geri taşıdık.
she schleps groceries home every sunday.
Her pazar market alışverişini eve taşıyor.
don't schlep that old sofa up the stairs!
O eski koltuğu merdivenlerden yukarı çekme!
he tends to schlep around town looking for a job.
İş arayarak şehirde dolaşma eğiliminde.
we had to schlep our luggage through the airport.
Valizlerimizi havaalanı boyunca taşımak zorunda kaldık.
she schlep me to the store to buy some snacks.
Beni atıştırmalık almak için mağazaya götürüyor.
they always schlep their kids to soccer practice.
Çocuklarını her zaman futbol antrenmanına götürürler.
he schlep his way through the crowded subway.
Kalabalık metroda yolunu açarak ilerliyor.
we had to schlep everything to the new apartment ourselves.
Her şeyi kendimiz yeni daireye taşıdık.
schleps around
etrafında taşır
schleps stuff
şeyleri taşır
schleps back
geri getirir
schleps off
gitmek için taşır
schleps along
beraberinde taşır
schleps in
içeri taşır
schleps out
dışarı taşır
schleps home
eve taşır
schleps things
şeyleri taşır
he always schleps his heavy backpack to school.
Oğlum, ağır sırt çantasıyla okula taşınıyor.
after the concert, we schlepped our gear back to the car.
Konserden sonra ekipmanlarımızı arabaya geri taşıdık.
she schleps groceries home every sunday.
Her pazar market alışverişini eve taşıyor.
don't schlep that old sofa up the stairs!
O eski koltuğu merdivenlerden yukarı çekme!
he tends to schlep around town looking for a job.
İş arayarak şehirde dolaşma eğiliminde.
we had to schlep our luggage through the airport.
Valizlerimizi havaalanı boyunca taşımak zorunda kaldık.
she schlep me to the store to buy some snacks.
Beni atıştırmalık almak için mağazaya götürüyor.
they always schlep their kids to soccer practice.
Çocuklarını her zaman futbol antrenmanına götürürler.
he schlep his way through the crowded subway.
Kalabalık metroda yolunu açarak ilerliyor.
we had to schlep everything to the new apartment ourselves.
Her şeyi kendimiz yeni daireye taşıdık.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir