| Plural | scourgers |
the scourger beat the prisoner mercilessly.
Şırafi, mahkûmu merhamet etmeden vurdu.
medieval authorities employed a scourger to punish criminals.
Orta Çağ otoriteleri, suçluları cezalandırmak için bir şırafi kullanmıştır.
the scourger's whip left deep marks on the captive's back.
Şırafinin sopası, esirin sırtına derin yaralar bırakmıştır.
legend spoke of a fearsome scourger who terrorized the village.
Legende, kasabayı korkutmuş olduğu söylenen korkunç bir şırafi hakkında söz edilir.
the king's executioner summoned the official scourger.
Kralın idamcısı resmi şırafi çağırdu.
in ancient texts, a scourger was appointed to maintain order.
Eski metinlerde, düzeni korumak için bir şırafi atandı.
the cruel scourger showed no mercy to the accused.
Acımasız şırafi, suçluyu merhamet etmedi.
historical records mention the position of town scourger.
Tarihî kayıtlar, kasaba şırafi pozisyonunu bahsediyor.
the scourger's swift movements silenced the crowd.
Şırafinin hızlı hareketleri kalabalığı susturdu.
during the inquisition, the scourger played a key role.
İnkuvizyon sırasında şırafi, önemli bir rol oynadı.
prisoners feared the notorious scourger above all else.
Mahkûmlar, en çok korktuğu şey korkunç şırafiydi.
the scourger's identity remained hidden behind a mask.
Şırafinin kimliği, bir maskenin ardında gizli kaldı.
the scourger beat the prisoner mercilessly.
Şırafi, mahkûmu merhamet etmeden vurdu.
medieval authorities employed a scourger to punish criminals.
Orta Çağ otoriteleri, suçluları cezalandırmak için bir şırafi kullanmıştır.
the scourger's whip left deep marks on the captive's back.
Şırafinin sopası, esirin sırtına derin yaralar bırakmıştır.
legend spoke of a fearsome scourger who terrorized the village.
Legende, kasabayı korkutmuş olduğu söylenen korkunç bir şırafi hakkında söz edilir.
the king's executioner summoned the official scourger.
Kralın idamcısı resmi şırafi çağırdu.
in ancient texts, a scourger was appointed to maintain order.
Eski metinlerde, düzeni korumak için bir şırafi atandı.
the cruel scourger showed no mercy to the accused.
Acımasız şırafi, suçluyu merhamet etmedi.
historical records mention the position of town scourger.
Tarihî kayıtlar, kasaba şırafi pozisyonunu bahsediyor.
the scourger's swift movements silenced the crowd.
Şırafinin hızlı hareketleri kalabalığı susturdu.
during the inquisition, the scourger played a key role.
İnkuvizyon sırasında şırafi, önemli bir rol oynadı.
prisoners feared the notorious scourger above all else.
Mahkûmlar, en çok korktuğu şey korkunç şırafiydi.
the scourger's identity remained hidden behind a mask.
Şırafinin kimliği, bir maskenin ardında gizli kaldı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir