smuggled

[US]/ˈsmʌɡəld/
[UK]/ˈsmʌɡəld/
Frequency: Very High

Translation

v. kaçakçılıkta geçmiş zaman ve geçmiş participle; yasadışı olarak taşımak; gizlice ve yasa dışı olarak ithalat veya ihracat yapmak; düzenlemelere aykırı olarak taşımak

Phrases & Collocations

smuggled goods

kaçak ürünler

smuggled drugs

kaçak uyuşturucu

smuggled weapons

kaçak silah

smuggled money

kaçak para

smuggled animals

kaçak hayvan

smuggled artifacts

kaçak eserler

smuggled cigarettes

kaçak sigara

smuggled electronics

kaçak elektronik

smuggled alcohol

kaçak içki

smuggled currency

kaçak para birimi

Example Sentences

they smuggled goods across the border.

Onları sınırın üzerinden mal kaçırırken yakaladılar.

smuggled items can lead to serious penalties.

Kaçırılan eşyalar ciddi cezaları beraberinde getirebilir.

they discovered a smuggled shipment of electronics.

Elektronik eşyaların kaçak sevkiyatını tespit ettiler.

the smuggled artifacts were returned to their country.

Kaçak olarak getirilen eserler ülkelerine iade edildi.

he used a hidden compartment to smuggle cash.

Nakdi kaçırmak için gizli bir bölme kullandı.

they smuggled food into the restricted area.

Onlar yasaklı alana yiyecek kaçırdılar.

smuggled cigarettes are a major issue for tax authorities.

Kaçak sigara, vergi otoriteleri için büyük bir sorun.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now