sobs

[US]/[sɒbz]/
[UK]/[sɒbz]/
Frequency: Very High

Translation

n. Bir inilti; bir ağlama.
v. İç çekerek ağlamak; öfkeyle ağlayarak keder veya acıyı ifade etmek.

Phrases & Collocations

held back sobs

gözyaşlarını tuttu

burst into sobs

ağlamaya başladı

fighting back sobs

gözyaşlarını engellemeye çalıştı

quiet sobs

sessiz ağlamalar

deep sobs

derin ağlamalar

in sobs

ağlamanın içinde

over sobs

ağlamanın üzerinden

through sobs

ağlamalar arasından

wrestling with sobs

ağlamalarla mücadele etmek

muffled sobs

tıkanık ağlamalar

Example Sentences

she couldn't stop her sobs after hearing the news.

Haberleri duyunca ağlamaktan kendini alıkoyamadı.

he held her close, listening to her quiet sobs.

Onu sıkıca tuttu, sessiz ağlamalarına dinledi.

the movie was so sad that i had to fight back sobs.

Film o kadar üzücüydü ki, ağlamamak için direnmek zorunda kaldım.

a few silent sobs escaped her lips as she read the letter.

Mektubu okurken birkaç sessiz hıçkırık dudaklarından kaçtı.

he tried to hide his sobs, but they were audible.

Ağlamaya çalıştı ama duyulabiliyordu.

the courtroom was silent except for the defendant's sobs.

Duruşma salonu sanığın ağlamaları dışında sessizdi.

she released a torrent of sobs after the argument.

Tartışmadan sonra bir hıçkırık selini serbest bıraktı.

his sobs shook his entire body with grief.

Ağlamaları acıyla tüm vücudunu sarstı.

the little boy dissolved into sobs when he lost his toy.

Küçük çocuk oyuncağını kaybettiğinde hıçkırıklara boğuldu.

she wiped away her sobs and tried to compose herself.

Ağlamasını sildi ve sakinleşmeye çalıştı.

he comforted her, letting her cry out her sobs.

Onu teselli etti, ağlamasına izin verdi.

Popular Words

Explore frequently searched vocabulary

Download App to Unlock Full Content

Want to learn vocabulary more efficiently? Download the DictoGo app and enjoy more vocabulary memorization and review features!

Download DictoGo Now