spellbinder performance
büyüleyici performans
spellbinder story
büyüleyici hikaye
spellbinder speech
büyüleyici konuşma
spellbinder moment
büyüleyici an
spellbinder talent
büyüleyici yetenek
spellbinder effect
büyüleyici etki
spellbinder presence
büyüleyici varlık
spellbinder act
büyüleyici gösteri
spellbinder charm
büyüleyici çekicilik
her speech was a spellbinder that captivated the audience.
Konuşması, izleyicileri büyüleyen bir numaraydı.
the magician's performance was a real spellbinder.
Sihirbazın performansı gerçek bir numaraydı.
he has a spellbinder quality that draws people in.
İnsanları kendine çeken bir numara özelliği var.
the novel was a spellbinder, keeping me up all night.
Roman, beni tüm gece uyarmadan büyüleyiciydi.
her storytelling was a spellbinder, enchanting everyone.
Anlatıcılığı, herkesi büyüleyen bir numaraydı.
the film was a spellbinder that left a lasting impression.
Film, unutulmaz bir izlenim bırakan bir numaraydı.
his charisma makes him a natural spellbinder on stage.
Karizması, onu sahne üzerinde doğal bir numara yapan şeydir.
the concert was a spellbinder, full of energy and emotion.
Konser, enerji ve duygu dolu bir numaraydı.
she delivered a spellbinder performance that wowed the crowd.
Kalabalığı hayrete bırakan bir numara performansı sergiledi.
his lecture was a spellbinder, making complex topics easy to understand.
Dersi, karmaşık konuları anlamayı kolaylaştıran bir numaraydı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir