spellbinding performance
büyüleyici performans
spellbinding story
büyüleyici hikaye
spellbinding beauty
büyüleyici güzellik
spellbinding magic
büyüleyici sihir
spellbinding experience
büyüleyici deneyim
spellbinding music
büyüleyici müzik
spellbinding scenery
büyüleyici manzara
spellbinding tale
büyüleyici masal
spellbinding artwork
büyüleyici sanat eseri
the magician's performance was truly spellbinding.
sihirbazın gösterisi gerçekten de büyüleyiciydi.
her spellbinding voice captivated the audience.
onun büyüleyici sesi seyircileri büyüledi.
the film had a spellbinding storyline.
film, büyüleyici bir hikayeye sahipti.
the dancer's movements were spellbinding to watch.
dansçının hareketlerini izlemek büyüleyiciydi.
the sunset over the ocean was spellbinding.
deniz üzerindeki gün batımı büyüleyiciydi.
she told a spellbinding story about her travels.
seyahatleri hakkında büyüleyici bir hikaye anlattı.
the artwork in the gallery was spellbinding.
galeri içerisindeki sanat eserleri büyüleyiciydi.
the concert was a spellbinding experience.
konser büyüleyici bir deneyimdi.
his spellbinding charm won her over instantly.
onun büyüleyici çekiciliği onu anında etkiledi.
the novel's spellbinding prose kept me up all night.
romanın büyüleyici üslubu beni tüm gece uyarmadı.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir