be startled by
şaşırmak
startled reaction
şaşkın tepki
startled expression
şaşkın ifade
startling noise
şok edici gürültü
startle sb. out of one's wits
birini aklını başından alıp kaçırmak
He startled from sleep.
Uyandığından irkiledi.
A crowd of 2000 was startled near the end of the concert.
Konserin sonunda 2000 kişilik bir kalabalık irkilerek uzaklaştı.
The clap of thunder startled us.
Gök gürültüsü patlaması bizi şaşırttı.
a sudden sound in the doorway startled her.
kapıdaki ani bir ses onu şaşırttı.
You startled me when you shouted.
Bağırdığında beni irkilettin.
the sudden appearance of her daughter startled her.
Kızının aniden ortaya çıkması onu şaşkına çevirdi.
She was startled to see him looking so ill.
Onu o kadar hasta görünce irkilemişti.
Startled by the sudden whistle of the train, the horse broke away.
Trende aniden çıkan düdük sesiyle irkileyen at, uzaklaştı.
He answered all the questions with a readiness that startled everyone present.
Herkesi şaşırtan bir hazırlıkla tüm soruları yanıtladı.
There was a startled look on his face when the flash bulb went off.
Ani flaş ampulü yandığında yüzünde şaşkın bir ifade vardı.
The startled red deer scudded the plain,
İrkilen kırmızı geyik, düzlüğü geçti.
I yelled in my dream, which startled my roommate out of his sleep.
Rüyamda bağırdım, bu da odakadaşımı uyandırmasına neden oldu.
However today what I am startled is, she already was not to yearn for so to me, I discovered she is being used later ' pulsator ' ...
Ancak bugün beni şaşırtan şey, onun benim için o kadar özlem duymaması, daha sonra 'pulsator' olarak kullanıldığını keşfettim...
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir