strangling hold
boğuşma tutuşu
strangling grip
boğuşma yakalama
strangling fear
boğuşma korkusu
strangling pain
boğuşma acısı
strangling vine
boğuşan sarmaşık
strangling silence
boğuşan sessizlik
strangling smoke
boğuşan duman
strangling tension
boğuşan gerginlik
strangling sensation
boğuşma hissi
strangling choke
boğuşma boğuşma
the snake was strangling its prey in the grass.
yılan, çimenlerde avını boğuyordu.
he felt like he was strangling under the pressure of work.
iş baskısı altında boğuluyormuş gibi hissediyordu.
the vines were strangling the old tree.
sarmaşıklar, yaşlı ağacı boğuyordu.
strangling emotions can lead to mental health issues.
boğucu duygular, ruh sağlığı sorunlarına yol açabilir.
she was strangling the fabric to create a unique design.
benzersiz bir tasarım oluşturmak için kumaşı boğuyordu.
the government was accused of strangling free speech.
hükümet, ifade özgürlüğünü boğmakla suçlandı.
he was strangling the life out of the conversation.
sohbete hayatını sokuyordu.
strangling a rival can lead to serious consequences.
bir rakibi boğmak ciddi sonuçlara yol açabilir.
the chokehold was used for strangling in martial arts.
boğma tekniği, dövüş sanatlarında boğmak için kullanılıyordu.
strangling the truth only leads to more lies.
gerçeği boğmak sadece daha fazla yalanla sonuçlanır.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir