telling a story
bir hikaye anlatmak
telling the truth
gerçeği söylemek
telling a lie
yalan söylemek
telling a joke
şaka yapmak
telling a secret
bir sırrı anlatmak
to believe in telling the truth
doğruyu söylemeye inanmak
you've been telling porkies.
Yalan söylüyorsun.
a telling serio-comic critique.
Bir ciddi ve komik eleştiri.
there's no telling how she will react.
Reaksiyonu nasıl olacak kestiremiyorum.
a telling argument against this theory.
Bu teoriye karşı bir argüman.
she wasn't telling the whole truth.
Olabildiğince doğruyu söylemiyordu.
abstain from telling a lie
yalnıdan kaçınmak
History is the most telling witness.
Tarih en açıklayıcı tanık.
I'm telling you this in strict confidence.
Bunu kesinlikle gizli tutarak söylüyorum.
He is always telling a lie.
O her zaman yalan söyler.
surprise a witness into telling the truth
bir tanığı gerçeği söylemeye ikna etmek/şaşırtmak
All this hard work is telling him.
Tüm bu sıkı çalışma ona bir şeyler gösteriyor.
telling a joke with gusto;
şakayı canlılıkla anlatmak;
For once he was telling the truth.
Bir kere bile doğruyu söylüyordu.
to go round telling tales
Etrafta dedikodu yaymak.
Telling lies is wrong.
Yalan söylemek yanlıştır.
I'm telling you this for your good.
Bunu senin iyiliğin için söylüyorum.
They were telling dirty stories.
Çirkin hikayeler anlatıyorlardı.
There's no telling what may happen.
Ne olacağını kestiremiyorum.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir