uncloying

[ABD]/ʌnˈklɔɪɪŋ/
[İngiltere]/ʌnˈklɔɪɪŋ/

Çeviri

İfadeler ve Kalıplar

uncloying charm

İlginç bir cazip taraf

uncloying wit

İlginç bir şakacıktır

uncloying appeal

İlginç bir cazip taraf

uncloying kindness

İlginç bir naziklik

uncloying freshness

İlginç bir tazelek

uncloying quality

İlginç bir kalite

uncloying presence

İlginç bir varlık

uncloying demeanor

İlginç bir davranış

uncloying grace

İlginç bir zarafet

uncloying sweetness

İlginç bir tatlılık

Örnek Cümleler

the uncloying sweetness of fresh berries made this dessert perfectly balanced.

Yeni meyvelerin tatlılığı bu tatlılığın tam olarak dengeli hale gelmesini sağlamıştır.

her uncloying charm won over the entire room without seeming artificial.

O'nun doğal olmayan bir şekilde görünmeden tüm odanın kalbini fetheden cazibesi vardı.

the wine has an uncloying flavor that pairs beautifully with spicy dishes.

Şarap, acı yemeklerle harikulade bir şekilde uyuşan bir lezzete sahiptir.

his uncloying humor kept the presentation engaging without overwhelming the audience.

O'nun aşırıya kaçmadan sunumun ilgi çekici kalmasını sağlayacak şekilde doğal bir huşyarı vardı.

the uncloying fragrance of jasmine filled the garden without being overpowering.

Karanfilin tatlı kokusu, aşırı olmaksızın bahçeyi doldurdu.

the artist's uncloying beauty in her paintings avoided melodrama entirely.

Sanatçının resimlerindeki doğal güzelliği, dramatikliği tamamen kaçındı.

the uncloying kindness of strangers during our trip restored our faith in humanity.

Seyahatimiz sırasında yabancıların doğal iyiliği, insanlık hakkındaki inancımızı yeniden canlandırdı.

the tea has an uncloying taste that allows its subtle notes to shine through.

Çayın ince notalarını ortaya çıkaran doğal bir lezzeti vardır.

the uncloying sentiment in her novel touched readers without becoming saccharine.

O'nun romanındaki doğal duygusal ifade, tatlı olmaksızın okuyucuları etkiledi.

the uncloying aroma of fresh bread drew customers into the bakery.

Yeni pişirilmiş bread'in doğal kokuğu, müşterileri kahvaltıya çekti.

the uncloying charm of the coastal village made it a perfect retreat.

Kıyı köyünün doğal cazibesi, onu ideal bir kaçış yerine dönüştürdü.

the uncloying sweetness of the melody made it memorable without being saccharine.

Melodinin doğal tatlılığı, tatlı olmaksızın hatırasız kalmamasını sağladı.

Popüler Kelimeler

Sıkça aranan kelimeleri keşfedin

Tüm İçeriğin Kilidini Açmak İçin Uygulamayı İndirin

Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!

DictoGo'yu Hemen İndir