complete uninhibitability
tamamen engellenemezlik
her uninhibitability on stage captivated the entire audience.
sahnedeki kendine güveni tüm izleyicileri büyüledi.
the artist's uninhibitability allowed him to create truly groundbreaking work.
sanatçının kendine güveni, gerçekten çığır açan işler yaratmasına olanak sağladı.
children's uninhibitability often leads to surprisingly creative solutions.
çocukların kendine güveni genellikle şaşırtıcı derecede yaratıcı çözümlere yol açar.
his uninhibitability in expressing opinions made him a natural leader.
fikrini ifade etme konusundaki kendine güveni onu doğal bir lider yaptı.
the uninhibitability of youth is something many adults wish they could reclaim.
gençliğin kendine güveni, birçok yetişkinin yeniden kazanmak istediği bir şeydir.
the dancer's uninhibitability transformed the performance into something magical.
dansçının kendine güveni, performansı sihirli bir şeye dönüştürdü.
cultural uninhibitability can foster innovation and social progress.
kültürel kendine güven, yeniliği ve sosyal ilerlemeyi teşvik edebilir.
her uninhibitability in social situations helped her build a vast network.
sosyal ortamlardaki kendine güveni, geniş bir ağ kurmasına yardımcı oldu.
the uninhibitability of the human spirit often emerges in times of challenge.
insan ruhunun kendine güveni genellikle zor zamanlarda ortaya çıkar.
his uninhibitability in experimenting with flavors revolutionized the cuisine.
lezzetlerle deneme yapma konusundaki kendine güveni, mutfağı devrim haline getirdi.
the uninhibitability of the team's approach led to unexpected breakthroughs.
ekibin yaklaşımındaki kendine güven, beklenmedik başarılara yol açtı.
her uninhibitability when speaking publicly inspired many in the audience.
kamu önünde konuşurkenki kendine güveni, izleyicilerde birçok kişiye ilham verdi.
complete uninhibitability
tamamen engellenemezlik
her uninhibitability on stage captivated the entire audience.
sahnedeki kendine güveni tüm izleyicileri büyüledi.
the artist's uninhibitability allowed him to create truly groundbreaking work.
sanatçının kendine güveni, gerçekten çığır açan işler yaratmasına olanak sağladı.
children's uninhibitability often leads to surprisingly creative solutions.
çocukların kendine güveni genellikle şaşırtıcı derecede yaratıcı çözümlere yol açar.
his uninhibitability in expressing opinions made him a natural leader.
fikrini ifade etme konusundaki kendine güveni onu doğal bir lider yaptı.
the uninhibitability of youth is something many adults wish they could reclaim.
gençliğin kendine güveni, birçok yetişkinin yeniden kazanmak istediği bir şeydir.
the dancer's uninhibitability transformed the performance into something magical.
dansçının kendine güveni, performansı sihirli bir şeye dönüştürdü.
cultural uninhibitability can foster innovation and social progress.
kültürel kendine güven, yeniliği ve sosyal ilerlemeyi teşvik edebilir.
her uninhibitability in social situations helped her build a vast network.
sosyal ortamlardaki kendine güveni, geniş bir ağ kurmasına yardımcı oldu.
the uninhibitability of the human spirit often emerges in times of challenge.
insan ruhunun kendine güveni genellikle zor zamanlarda ortaya çıkar.
his uninhibitability in experimenting with flavors revolutionized the cuisine.
lezzetlerle deneme yapma konusundaki kendine güveni, mutfağı devrim haline getirdi.
the uninhibitability of the team's approach led to unexpected breakthroughs.
ekibin yaklaşımındaki kendine güven, beklenmedik başarılara yol açtı.
her uninhibitability when speaking publicly inspired many in the audience.
kamu önünde konuşurkenki kendine güveni, izleyicilerde birçok kişiye ilham verdi.
Sıkça aranan kelimeleri keşfedin
Kelimeleri daha verimli öğrenmek ister misiniz? DictoGo uygulamasını indirin ve daha fazla kelime ezberleme ve tekrar özelliğinin keyfini çıkarın!
DictoGo'yu Hemen İndir